Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YEDİ KİŞİLİK ENKAZ: PHOENİX

     Ben aşığım, inan. 4 Yılda bir gelen 29 Şubata aşığım.      Bunu okuyan, sana aşığım. Dört duvar yıkılsa üzerime, sen gel desen kalkar gelirim. Ellerim kanda, yüreğimde bir şarapnel olsa durmam inan. Ben aşığım sana.      Bunu okumayan, varlığımdan habersiz, henüz tanışık olmadığıma da aşığım. Gök yarılsa, fırtına kopsa, gemilerim batsa Ege'nin ortasında, sana aşığım lan.      Ben artık inanıyorum. Siyahınız siyah sizin, beyazınız beyaz. Güneş, günü parlatır, geceyi ay aydınlatır biliyorum. Aşk karın doyurmaz, parayla saadet olmaz. Başka bir evren yok görüyorum. İnanıyorum bak sizin yüce tanrınıza. Yasaklarınız huzur getirir sizin. Şiirlerin hepsi size bahşedildi. Leyla aşık Mecnuna evet. Ferhat deldi bu dağların hepsini Şirini düşlediği için. Ahmet Arif, hasretiyle eskitti bileklerini yaralayan prangaları. Neyinizin varsa kabulüm benim. İnkar etmiyorum hatalarımın hiçbirini. Uğruna savaştığım ne varsa havlu atıyorum, arena...

PİNOKYO

    Hayatın mutlak doğrusu yoktur Pinokyo. Asıl doğruyu gösteren pusula hepsinin yüreğinde bir yerlerdedir. Onu bulabilmek, doğru haritada gezmek bir hayli zordur. Aslında bilirsin ama ''Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez''. Mesela bi babanın tek oğlunun, gelininin, 9 aylıkken gülücükler saçan ve henüz daha doğmamış torununun üzerine toprak atması sence de yanlış değil mi? Aynı anda dört ölü, üç mezar olması çok tuhaf değil mi ? Bu yaşananların yalan olması gerekmez miydi? Sonuçta hepimiz doğumu görüyoruz. Ama inanmıyoruz ve reddediyoruz ölümü. Çocukların ölmemesi gerektiğini, küçücük tabutların var olmaması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Peki neden bizler pembe yalanların içinde yaşıyoruz? Üstelik hiçbirimizin burnu uzamıyor Pinokyo. Demek istediğim şu, doğuma inananlar ne için ölümü görmezden gelirler Pinokyo ?       Vaktin varsa otursana, iki kadehlik viskimden doldurayım sana. Bir masal anlatayım, bi müzik açayım, iki gözyaşı dökelim birlikte. Sonra...