Ana içeriğe atla

YEDİ KİŞİLİK ENKAZ: TOPLANTI GÜNÜ



   
Enkazdaki herkes okudu kendini. Gördüler içlerini ama hâla aynılar. Üçlü kabullendi, Birli reddetti. İkili sustu, ses çıkmadı içlerindeki mahkemeden. Bugün, Hüküm günü. Herkes hayatına dokunan Şeytanı tanıtıyor. Çünkü aynı Şeytan, hepsinin içinde var. Hepsine fısıldıyor. Herkes farklı yorumluyor. Ya ölecek bugün, ya da devam edecek bu hikâye...

- MEDUSA -

    Şeytan, Yalandır. Duygusu yoktur, doğrusu yoktur. Bir zehri, aşk diye içirebilir insana mesela. Yüreğiniz doluyken bile, başka birini sokabilir hayatınızın merkezine. Öyle acımasızdır. Birini öldürtür, içinizdekini öldürtür hatta. Asla yapmam dediğiniz şeyleri yaptırır. Sonra bununla yaşa der, yolunuzdan eder. Kötü ama içinizden gelen bir şey yaptığınızda şeytana uyduğunuzu hissedersiniz ya, bunu yaparken yanınızda duran şeytan bir anda uzaklaşıverir sizden. Baş başa bırakır yaptığınız hatayla. Bi hüzün sarar içinizi. Neden diye sorgulamaya başlarsınız yaptıklarınızı. Aslında bu bile bile yaptığınız yanlış başta size doğru gelirken, şeytan sizi terk ettiğinde pişmanlık bırakır geriye sadece. Kalırsınız sokağın ortasında bir başınıza. Hiç o kadar yalnız hissetmediniz değil mi. Öyle yalnızdım ki, şeytan bile beni terk etti sanıyordum. Yastığım sırılsıklam olurdu göz yaşımdan. Arabada ağlardım, iş yerinde ağlardım. Göz yaşlarımı tutamazdım. Aslında beni bu oyuna iten Şeytanın beni burada yalnız bırakışına üzülüyordum. Hayal kurdurup, hayatımı mahvedişine, bahçemdeki çiçekleri solduruşuna... Hissettiğim sadece mutsuzluktu. Tüm güzel duyguların katilidir Şeytan. Bu yüzden ölmelidir. Hiç var olmamalıydı zaten...

- şİfacı -

    Şeytan, kötü biri değil. Farklı düşünüyor sadece. Herkes aynı olamaz sonuçta. Kabul edin, kötü diye tanımladığımız çoğu şey aslında bizi cezbeden şeyler değil midir ? Mesela yanlış kalplerde yer almak. Birini severken başkasıyla da olabilmek. Çok heyecan verici hepsi. Dozunda olmalıdır sadece bazı şeyler. Alkol kullanmak mesela. Toplum bunun kötü bir şey olduğunu zırvalar durur ama "Her gün içilir mi?". Şeytan bu dozu tutturamıyor sadece. Belki duyguları yok ama olsun onu iyileştirebiliriz. İnanıyorum ben. Bakın Narsistle hâla uğraşıyorum. Ümitsiz vaka biliyorum ama onunla olmak hoşuma gidiyor. Acısından besleniyor gibi hissediyorum. Onda iyileştirecek o kadar çok şey var  ki. Adeta benim için biçilmiş bir kaftan. O istemiyor biliyorum ama her gün arayıp soruyorum halini hatrını. Sevdiklerinden, babasından, arkadaşlarından göremediği ilgiyi ben veriyorum O'na. Sevmeyi bilmediği için Narsisti suçlayamayız. Özünde çok güzel bi çocuk. İleriyi düşünmeden yaşıyor sadece. Siz bilmiyorsunuz. Bu yüzden herkes içindeki iyilik kadar iyi. Şeytanı suçlayamazsınız yaptığınız her hatada. İki insana elma yedirdi diye kötü sayılamaz bence. Olmasa da olur ama eğer onu yok edersek bu dünya çok sıradan olmaz mı ?

- narsİst -

  Şeytan, şeytan, şeytan, şeytan... İsmini zikretmek bile zevk veriyor bana. Bayılıyorum, hatta hayranım. Bundan sonra bana Şeytan diyin olur muu ?. Kötülüğümü yayayım her yere... Şaka mı bu lafların Fingirdek ya, Onu da iyileştiremezsin be kızım. Bu  haliyle çok güzel zaten. İlgi eksikliğim yok bu arada. Doğuştan böyleyim. Şeytan olmasa ne yapardım bilmiyorum. Yolumda yoldaş, idolüm benim. Hem, evet ben de duygusuzum. Ne var ki bunda. Kalbim estetik hatta. İnsanlar bu dünyayı duygu denen şeylerle zorlaştırıyorlar. Ne güzel, bırakın eğlenelim işte. İstediğimizle sevişelim, istediğimiz kadar içelim. Her güne bir şişe şampanya mevsimlerindeyim. İçiyorum mesela ben sabah akşam. Geceleri hep farklı insanlarla yatıyorum. Çoğunu hatırlamıyorum bile uyandığımda. Bağlanmıyorum hiçbir dine, insana, duyguya... Bazen durup düşünüyorum. Niye bu kadar hatam var, niye hayranım beni öldürene, niye üzüyorum ailemi, dostlarımı, benden uzak babamı... Sonra susup oturuyorum. Cevap bulamıyorum. Sanırım ben karanlığa hasretim. Eve artık gelmeyen, beni tanımayan, sevmeyen babama değil hasretim, Arnavutluktakine değil, aileme ya da dostlarıma değil... Acıyadır benim hasretim. Bu yüzden bana damarlarıma kadar sancı verecek olanları seçiyorum her seferinde. Bunu yaşatmazlarsa, ben bir kötülük yaratıyorum. Nefret ettiriyorum onları kendimden. Ardından acının tadını alıp bir kadeh daha dolduruyorum, birinin daha duygularıyla oynuyorum, yıllar sonra babamı anıyorum ve blog yazıyorum. Kurbanı oynayan asıl kişi benim anlıyo musunuz?. Aşk acısı çektiğimi bile söylüyorum, ezik çocuk rolüne bürünüyorum yazılarımda. Yeni tanıştığım insanlara da kendimi böyle tanıtıyorum. Başka türlü çekemiyorum dikkatinizi üzerime. Halbuki dışarıda beni tanısanız öyle biri değilim. Şeytanın ta kendisiyim. Ailem bile zerre umrumda değil. Babamda öyle. Neden hapiste olduğunu bilmediğim abim, baba eksikliğini hissetmesin diye ona babasıymış gibi davrandığım kardeşim, aslında sevmediğim annemde umrumda değil. Şarabım, otum ve seviştiğim alâlade insanlarla kafayı dağıtıyorum, yaşıyorum bu hayatı. Çokta hoşuma gidiyor. Bana senin faydan olamaz Fingirdek. Ben hastanede haftalarca yatarken anamın babamın varlığı olmamış ki yanımda. Sen kimsin ? Beş ay önce tanıdığım sıradan biri. Üstelik sakız gibi de yapıştın. Uzaklaş biraz da kafamı dinleyeyim. Biz Şeytanla çok iyi anlaşıyoruz. Ben onunla yaşamaktan gayet mutluyum. Asıl siz insanlar çok sıkıcısınız !

- jongen -

    Şeytan, yüktür. Beni çevremdekilerden uzaklaştıran, kendimden utandıran canidir. Omuzlarıma bıraktığı ağırlığı her gün arttıran, acımasız bir varlıktır. Düşünmeme engel olan, acılarımın ve sıkıntılarımın asıl sebebi. Şeytan ölmelidir. Böylece hepimiz huzura kavuşur, sevgiyle, aşkla, dostlukla yaşayabiliriz. Savaşsız, kinsiz, öfkesiz bir hayat mümkünken şeytanın varlığına gerek yok. Bizi kandırmasına daha fazla izin vermemeliyiz.

- bİlge -

    Şeytan, vardır. Koca dünyaya karşı duran isyancı bir yaratıktır. Sana karşı seni hissizleştiren, utandıran, kandıran kişidir. Ama var olmasa, biz yalnız kalsak, hür oluruz bu topraklarda. Dilediğimiz her şeyi yapar, aslında bizim kalbimiz çok temiz der dururuz. Kötülüğü, bir zevk haline getirir, onu da normalleştiririz. Şeytan ister olsun ister olmasın, insan yetiyor zaten. Onun görevini yerine getirenler var. Onca kötülük dönüyor şu kapıların dışında. Şeytan'a ihtiyacımız yok bizim. Ölsün gitsin. En azından ben yaptım der, asıl benliğinizi tanımaya başlarsınız.

- savaşçı -

    Şeytan, savaşı var edendir. Bi gülüşe, bi bakışa inandırıp mağlup edendir. İki köz parçasını unutturandır. Bazen iyi ki var diyorum onca yaşanmışlığa rağmen. Ah yılan saçlı kadın... Tanıyamazdım seni olmasaydı Şeytan. Ama artık gerek yok. Elimden tutarsan hafifler yükün. Bi hançer saplarız şeytanın göğüs kafesine. Duyguyu biz yaşar, doğruyu birlikte buluruz. Yalnız değilsin hiçbir hatanda. Şeytanın karşısındayım, yanında dikiliyorum bak yalnız değilsin. Dikelim bahçemize o güzel çiçekleri. Gerçekleştirelim kurduğun hayallerin hepsini. Benim evim senin göğsün sevgilim. Kalbim senin ekseninde. Hüzün dolan yüreğine su serpmeye hazırım ben. Gel Medusa'm, öldürelim birlikte bir zamanlar bizimle olup şimdi vücut değiştiren o Şeytanı...

    Enkazdakiler konuştu. Yedinci Şahıs konuşmuyor. Elinde, gecenin verdiği kırılmış kırmızı bir gül. Sadece izliyor olup biteni. Yalancı bir bahara aldanmış, içi üşüyor, bitkin düşmüş belli halinden. Sitemli de değil oysa. İçinde öylesine büyük bir savaş veriyor ki. Yollar var önünde. Yüreği boş, elleri de. Görmeyecekler hiçbir zaman, Şahsın Şeytanda gördüğünü. Yüreğinde bilmeden beslemiş Geceyi. Hem nefret ediyor, hem de kıyamıyor. Hem canını öldüresiye yakmak istiyor Şeytanın, hem de sarılmak için hazır kolları. Yüreği ve mantığı arasında büyük bir kavga var. Şeytanı sevdiği için mi mutsuz, mutsuz olduğu için mi Şeytanı sevmiş bilinmez ama O affetmek için sebepler arıyor hâla. Enkazın altında, inanmış O'na. Oysa Şeytan terk etmiş onu farkında değil. Bir yanı hala dönüşünü bekliyor Şeytanın. Elinde bir fotoğraf, aynı gülümseme. Korkuyor Karanlığın içindeki yüzleşmeye. Çok yazık.  Bir rüyanın içinde kalmış. Taştan çiçek açmazmış. Geceyi büyüleyen aslında yıldızlarmış. İnanmak istemiyor içindeki. İnkâr ediyor ama söyleyeceği sözlerin bir hükmü yok artık. Elinden bir şey gelmez.  Şeytan için karar verilmiş. Şahıs, "MATEMgününü bekleyecek son sözlerini söylemek için...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İHANET

        Bodrumun en işlek sokaklarında kendi halimde yürüyorum. Her zaman uğradığım tekelden bir bira alıp yoluma devam ediyorum. Barlar sokağının denize açılan dar caddelerinde, sahil kenarında, sıcacık kumların üzerinde bir yer bulup oturuyorum. Dalgaların kumsala vuruşunu izliyorum. Elimde içkimi yudumluyorum. Huzurluyum.     Yanıma biri geliyor, Geceden doğmuş belli. Her yanında acı var, gözlerinden okunuyor. Oturuyor sessizce. Kendini anlatmaya başlıyor. Bana acı vereceğini farkındayım ama kabul ediyorum.  Korkuyorum .      Gökteki sayısız yıldız içinden bir tanesini seçip bu bizim diyor. Yavaşça heyecandan terleyen ellerimi tutuyor. Sokakta bulduğu kırık bi gülü bana getiriyor. Gözlerinden uyku akıyor gecenin ama gitmiyor. Benimle kalıyor. Ben denize, Gece bana bakıyor. Anlayamıyorum .     Bir kulübe gidiyoruz. Kulüp tıklım tıklım. Arkadaşlarıyla dans ediyor. Gözlerimi ayıramıyorum Geceden.  Arkadaş...

SESSİZ BİR REDDEDİŞ/ÖFKE

''Dile kolay seni unuttum demek. Dile kolay gelir, yüreğime zor. Kolay ama gülü kuruttum demek, Kuru gülün kokusunu bana sor. Gönül defterinde saklasam olmaz. Dönüp dönüp her gün bakmasam olmaz, Yüreğim elvermez, koklasam olmaz. Kuru gülün kokusunu bana sor. ''      Sağ arka cebimde biriktirdiğim umut tanelerini kontrol etmek isterken, cebimin delindiğini fark ediyorum.  Yine elimi yüzüme bulaştırıyorum. Gecenin üçünde ormanlık bir yolda, arabanın farlarını kapatıp hızla yol alıyorum. Camları indirip, buz gibi havada cayır cayır yanıyorum. Zifiri karanlıkta önümü görmeden ilerleyip, cesaretin ve korkunun tadını dibine kadar alıyorum. Hiçbir şeyin yolunda gitmeyişine, her şeyin mahvolup düzelmeyişine bir kadeh daha. Bir viski şişesi daha kırıyorum. Bu kez ruhani acıyı fiziksele dönüştüremiyorum. Biraz kafa dağıtmalıyım bu gece. Sevdiklerime öfke kusarken, yalnız kaldığımda melankolik şarkılarla kahkahalar atıp, dans ediyorum. Delirmedim henüz, olmak istemediğim yerdey...

YOSUN YEŞİLİ

“ Yosun yeşili gözlerin inadına,  Toprakta tohum gibi saklayacağım seni sevdiğimi. Kimseler bilmeyecek. İlk kadehten son kadehe çıktığım yolculukta b enimle olduğunu, Kadehler boşaldıkça gözlerimin dolduğunu, Kimseler görmeyecek. Kış eksi yirmilerde aşkınla yandığımı, Anılar diye diye hep seni andığımı, Kimseler duymayacak. Bir gün, yalnız sen duyacaksın. Sana bile söylenmemiş, senin için saklanmış sevda sözlerini. Bir gün, yalnız sen duyacaksın bir gülün kokusunda sevdamı. Sen göreceksin, Sen bileceksin, Hissedeceksin. Bir gün yolun sonunda, saatler durduğunda. ”      Günün birinde sağ elimin, serçe parmağının dışa bakan kısmında ufak bir leke çıktı. Başta benim için hayli önemsizdi. Umursamadım, geçer diye düşünmüştüm her zamanki gibi. 'Hallederim' diyip henüz halledemediğim düşüncelerimin bulunduğu rafa koydum daha fazla düşünmemek için. Ancak leke zamanla büyümeye başladı. Önce elimi, sonra dirseğimi ve ardından sağ kolumun tamamını kaplamıştı. Sanki anestezi yap...

DESTİNA

"Kuş uçtukça genişliyor gökyüzü" demişti Rilke. Belki hayat da yaşadıkça. Böyle şeyler düşün. Delirme. Kimse duymaz çünkü bu gürültüde. Pelerinli bir gladyatör çizdim önümdeki boş kağıt parçasına, Gülden yapılmış bir de kılıç verdim ona. Harbe çıkıyor, yıkıyor mavi duvarlı evleri. Asıp biçiyor ama kesemiyor kırmızı gülleri. Sürekli öldürüyor birilerini. Resmediyor ölümü sanki. Öldürdükçe, pastel kokuyor evimin içi. Ah şu kurdukları kafasında, Vasiyetim say Destina. Beyazlar giydirtecek günün birinde bana. Ahşap kutu içinde taşısın beni sevmediklerim. İnadına, durmadan tepineceğim omuzlarında. Suyla yazılmış şiirler okuyacağım onlara, kulaklarında çınlasın. Rüyalarına gireceğim, ödleri patlasın. Hemdem gelirse eğer, hepsine bol şerbetli tulumba! Haa, Yosun'da gelirse şayet, "Defol!" deyin ona. Vasiyetim say Destina. Katiller giremesin bu kutlamaya. Diktiğim incir ağacına siyah eşarplar bağladım. Dallarını kırdım, kökünü kazıdım uyuz bir köpek gibi. Aç kaldı kuşla...

YEDİ KİŞİLİK ENKAZ: TANIŞMA GÜNÜ

Bu Enkazın altında bi yerlerde kendini bulabilirsin. İçinde attığın çığlıkları dile getiremediğin için üzgünüm.  Korkma, ben yanındayım. - MEDUSA -    Henüz çok gencim ama bir çok insanın yaşamaktan korktuğu çoğu şeyi yaşadım. Evli birine aşık oldum mesela.  Bunu öğrendiğimde intikam ve içimdeki nefreti kusmak için çok çabaladım. Karşımda ağlarken duygusuzca onu izledim, hatta aldattım. Bana yaşattığı acıyı yaşatmaya çalıştım. Affedemedim. Yalnız kaldım. Hiç sevmediği karısından onu uzaklaştırdım. Ailesine mâl oldu ama benimle olmayı kabul etti. Bana inandı ve dayandı. O tam bir savaşçı. Elimden tuttu. Utandığım zamanlar oldu ama asla pişmanlık yaşamadım. Başlangıçta kin beslediğim adama zamanla aşık oldum. Bilmiyorum, belki de onunla olmanın imkansızlığı cezbetti beni. Onun canını yakmak isterken her gün biraz daha yaklaştım. Merhameti dışında sevilir bir yanı yoktu aslında bu adamın. Kumarbaz, alkolik, yalancı herifin tekiydi fikrimce. Onunla olmanın bana acıdan ba...