Ana içeriğe atla

TEK KİŞİLİK ZAFER


    İnsanı yerle bir eden tüm duygulardan arındım. Bi orduyu tek başıma yendim. Göğsümü gerdim ve başım dik yürüdüm. Hatalarım için utanmadım hiç, keşke demedim. Dostlarımı yanıma aldım, kılıçlarımı kuşandım. Hayatımın kadınına yüz çevirdim ve yanlış yoldan koştum. Yoruldum ama bıkmadım.

    Defalarca İhanete uğrayan kalbimi söktüm attım. Davet ettiği uçurumdan kaçtım. Verdiği gülü, kendi dikeniyle soldurdum. Baharımı kışa çeviren, hayatıma zarardan başka bir şey getirmeyen, beni âma sanıp, aptal yerine koyduğunu düşünen Geceden vazgeçtim. Onu her şeyiyle kabul edeceğimi bilmeyen Geceden vazgeçtim. Bana gösterdiği kayalıklı yollardan, cinli köylerden, derin denizlerden geçtim. Yüreğimden anlamayan, duygusuz Geceden vazgeçtim. 

    Gemileri limanlarına varmadan batırdım.
Uzaktaki ıssız adadan yüzerek kaçtım. Savaş için savaş vermekten bıktım. Rüyalarım olmadan da yaşayacağımı farkına vardım. O eski ada değil artık. "Ne bu denizin artık sonsuz dalgası var. Ne de o hırçın dalgaların denizi. O adanın göğü artık mavi değil. Yer ile birleşmiyor".  Bu gecenin sabahı yok. Def ettiğin yerde kalamadım. Uzaklaştım.

    Buz gibi ellerimi, Harabe olmuş evimi yakarak ısıttım. Korkarak yattığım yatağımı kırdım. O kapının dışına çıktığında, elinden kimse tutmadığında, kendini yalnız ve yorgun hissettiğinde ben artık yanında değilim".  Evimizi yaktım ve geceyi aydınlattım.

    Çölleri aştım ben, dağları deldim. Yokuşları tırmanıp, Pinokyo'nun yüreğindeki cırcır böceğini ezdim geçtim. Adil olanı yapıp bencil oldum. Kara kaderi kabul edip, diğer yarımdan vazgeçtim. Sevginin varlığına alışık olmadığımı bile bile yalanlar söyleyenlerden kendimi ıradım. Özürlerimi ve sözlerimi geri aldım. Yalnız savaştım. Bahçemde açan kırmızı güllerin hepsini kırıp, Bodrum'un en ücra köşesine gömdüm. Birinin elini tutmak, biriyle yatıp kalkmaktan usandım. Yalnız savaştım.

    Saçlarını okşadığımı, gece uyurken saydığım kirpiklerinin sayısını unuttum. Teninin kokusunu, acı gülüşünü, öfkeni, her seferinde haksız çıktığım kavgaları, beni yalnız bırakışlarını unuttum. Bir kez olsun seni seviyorum diyemeyişini unuttum. Cebimde tuttuğum umutları parçaladım. Bir acıyı başka bir acıyla dindiririm sandım. Yürekteki sancıyı fiziksel hâle getirdim. Kırılmış bi bira şişesiyle, saçlarını okşadığım elimi kestim. Şimdi bi Sigara yaktım, iki kadeh Rakı içtim sevdiğim kadınla. Kafam çok güzel ama hepsinin üstesinden geldim.

    Savaş'ı bıraktım ama Barış'a da inancım yok. Gökteki yıldızların hepsi sizin olsun. Tüm kırmızı güller, her mevsim açsın. Güzel kadınlar sizin için tebessüm etsin, güzel adamlar sizin için kavgaya girsin. Her şiir size adansın hatta, dünya önünüzde diz çöksün sikimde değil. Kurduğunuz hayâller, insafsız sözleriniz, timsahtan beter göz yaşlarınız, yalan sevgi cümleleriniz zerre umrumda değil. Sizin hikâyenize ait değilim ben. Ne sarayda huzur buldum, ne de kendi kabuğumda. Ne aşığım ne de maşuk. Ne Leylayım ben Mecnuna ne de hasret eskitir bileklerimi yaralayan kelepçelerimi. Yansa şu gezegen kılım kıpırdamaz benim. Yalnız oturduğum bu bankta, elimde kadehim ve sigaramla vazgeçtim. Enkazdan sağ çıkmayı başardım...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İHANET

        Bodrumun en işlek sokaklarında kendi halimde yürüyorum. Her zaman uğradığım tekelden bir bira alıp yoluma devam ediyorum. Barlar sokağının denize açılan dar caddelerinde, sahil kenarında, sıcacık kumların üzerinde bir yer bulup oturuyorum. Dalgaların kumsala vuruşunu izliyorum. Elimde içkimi yudumluyorum. Huzurluyum.     Yanıma biri geliyor, Geceden doğmuş belli. Her yanında acı var, gözlerinden okunuyor. Oturuyor sessizce. Kendini anlatmaya başlıyor. Bana acı vereceğini farkındayım ama kabul ediyorum.  Korkuyorum .      Gökteki sayısız yıldız içinden bir tanesini seçip bu bizim diyor. Yavaşça heyecandan terleyen ellerimi tutuyor. Sokakta bulduğu kırık bi gülü bana getiriyor. Gözlerinden uyku akıyor gecenin ama gitmiyor. Benimle kalıyor. Ben denize, Gece bana bakıyor. Anlayamıyorum .     Bir kulübe gidiyoruz. Kulüp tıklım tıklım. Arkadaşlarıyla dans ediyor. Gözlerimi ayıramıyorum Geceden.  Arkadaş...

SESSİZ BİR REDDEDİŞ/ÖFKE

''Dile kolay seni unuttum demek. Dile kolay gelir, yüreğime zor. Kolay ama gülü kuruttum demek, Kuru gülün kokusunu bana sor. Gönül defterinde saklasam olmaz. Dönüp dönüp her gün bakmasam olmaz, Yüreğim elvermez, koklasam olmaz. Kuru gülün kokusunu bana sor. ''      Sağ arka cebimde biriktirdiğim umut tanelerini kontrol etmek isterken, cebimin delindiğini fark ediyorum.  Yine elimi yüzüme bulaştırıyorum. Gecenin üçünde ormanlık bir yolda, arabanın farlarını kapatıp hızla yol alıyorum. Camları indirip, buz gibi havada cayır cayır yanıyorum. Zifiri karanlıkta önümü görmeden ilerleyip, cesaretin ve korkunun tadını dibine kadar alıyorum. Hiçbir şeyin yolunda gitmeyişine, her şeyin mahvolup düzelmeyişine bir kadeh daha. Bir viski şişesi daha kırıyorum. Bu kez ruhani acıyı fiziksele dönüştüremiyorum. Biraz kafa dağıtmalıyım bu gece. Sevdiklerime öfke kusarken, yalnız kaldığımda melankolik şarkılarla kahkahalar atıp, dans ediyorum. Delirmedim henüz, olmak istemediğim yerdey...

YOSUN YEŞİLİ

“ Yosun yeşili gözlerin inadına,  Toprakta tohum gibi saklayacağım seni sevdiğimi. Kimseler bilmeyecek. İlk kadehten son kadehe çıktığım yolculukta b enimle olduğunu, Kadehler boşaldıkça gözlerimin dolduğunu, Kimseler görmeyecek. Kış eksi yirmilerde aşkınla yandığımı, Anılar diye diye hep seni andığımı, Kimseler duymayacak. Bir gün, yalnız sen duyacaksın. Sana bile söylenmemiş, senin için saklanmış sevda sözlerini. Bir gün, yalnız sen duyacaksın bir gülün kokusunda sevdamı. Sen göreceksin, Sen bileceksin, Hissedeceksin. Bir gün yolun sonunda, saatler durduğunda. ”      Günün birinde sağ elimin, serçe parmağının dışa bakan kısmında ufak bir leke çıktı. Başta benim için hayli önemsizdi. Umursamadım, geçer diye düşünmüştüm her zamanki gibi. 'Hallederim' diyip henüz halledemediğim düşüncelerimin bulunduğu rafa koydum daha fazla düşünmemek için. Ancak leke zamanla büyümeye başladı. Önce elimi, sonra dirseğimi ve ardından sağ kolumun tamamını kaplamıştı. Sanki anestezi yap...

DESTİNA

"Kuş uçtukça genişliyor gökyüzü" demişti Rilke. Belki hayat da yaşadıkça. Böyle şeyler düşün. Delirme. Kimse duymaz çünkü bu gürültüde. Pelerinli bir gladyatör çizdim önümdeki boş kağıt parçasına, Gülden yapılmış bir de kılıç verdim ona. Harbe çıkıyor, yıkıyor mavi duvarlı evleri. Asıp biçiyor ama kesemiyor kırmızı gülleri. Sürekli öldürüyor birilerini. Resmediyor ölümü sanki. Öldürdükçe, pastel kokuyor evimin içi. Ah şu kurdukları kafasında, Vasiyetim say Destina. Beyazlar giydirtecek günün birinde bana. Ahşap kutu içinde taşısın beni sevmediklerim. İnadına, durmadan tepineceğim omuzlarında. Suyla yazılmış şiirler okuyacağım onlara, kulaklarında çınlasın. Rüyalarına gireceğim, ödleri patlasın. Hemdem gelirse eğer, hepsine bol şerbetli tulumba! Haa, Yosun'da gelirse şayet, "Defol!" deyin ona. Vasiyetim say Destina. Katiller giremesin bu kutlamaya. Diktiğim incir ağacına siyah eşarplar bağladım. Dallarını kırdım, kökünü kazıdım uyuz bir köpek gibi. Aç kaldı kuşla...

YEDİ KİŞİLİK ENKAZ: TANIŞMA GÜNÜ

Bu Enkazın altında bi yerlerde kendini bulabilirsin. İçinde attığın çığlıkları dile getiremediğin için üzgünüm.  Korkma, ben yanındayım. - MEDUSA -    Henüz çok gencim ama bir çok insanın yaşamaktan korktuğu çoğu şeyi yaşadım. Evli birine aşık oldum mesela.  Bunu öğrendiğimde intikam ve içimdeki nefreti kusmak için çok çabaladım. Karşımda ağlarken duygusuzca onu izledim, hatta aldattım. Bana yaşattığı acıyı yaşatmaya çalıştım. Affedemedim. Yalnız kaldım. Hiç sevmediği karısından onu uzaklaştırdım. Ailesine mâl oldu ama benimle olmayı kabul etti. Bana inandı ve dayandı. O tam bir savaşçı. Elimden tuttu. Utandığım zamanlar oldu ama asla pişmanlık yaşamadım. Başlangıçta kin beslediğim adama zamanla aşık oldum. Bilmiyorum, belki de onunla olmanın imkansızlığı cezbetti beni. Onun canını yakmak isterken her gün biraz daha yaklaştım. Merhameti dışında sevilir bir yanı yoktu aslında bu adamın. Kumarbaz, alkolik, yalancı herifin tekiydi fikrimce. Onunla olmanın bana acıdan ba...