Bodrumun en işlek sokaklarında kendi halimde yürüyorum. Her zaman uğradığım tekelden bir bira alıp yoluma devam ediyorum. Barlar sokağının denize açılan dar caddelerinde, sahil kenarında, sıcacık kumların üzerinde bir yer bulup oturuyorum. Dalgaların kumsala vuruşunu izliyorum. Elimde içkimi yudumluyorum. Huzurluyum.
Yanıma biri geliyor, Geceden doğmuş belli. Her yanında acı var, gözlerinden okunuyor. Oturuyor sessizce. Kendini anlatmaya başlıyor. Bana acı vereceğini farkındayım ama kabul ediyorum. Korkuyorum.
Gökteki sayısız yıldız içinden bir tanesini seçip bu bizim diyor. Yavaşça heyecandan terleyen ellerimi tutuyor. Sokakta bulduğu kırık bi gülü bana getiriyor. Gözlerinden uyku akıyor gecenin ama gitmiyor. Benimle kalıyor. Ben denize, Gece bana bakıyor. Anlayamıyorum.
Bir kulübe gidiyoruz. Kulüp tıklım tıklım. Arkadaşlarıyla dans ediyor. Gözlerimi ayıramıyorum Geceden. Arkadaşlarını otele bırakırken "Müphem" şarkısını seçiyoruz kendimize. Sarhoşum ve sevmeye başlıyorum. Mutluyum.
Sabah yanımda uyanıyor. İşe gitmek istemiyorum. Haftalık tatilimi Geceyle olabilmek için hep değiştiriyorum. Yanımda olduğunu her an hissediyorum. Neyim varsa kaybetmekten korkmuyorum. Cesurum.
Bir gün elimi tutan Gece artık doğmuyor. Yanımda ama, o kadar uzak ki. Ben hastalandığımda yatağımda kıvranırken beni yalnız bırakıyor. Sadece gülmek istiyor. Ağlamanın, kıskanmanın, sevmenin, sevilmenin ne demek olduğunu bilmeyen Gece beni terk ediyor. Afallıyorum.
Gecenin geleceği günü bekliyorum. Onun için tüm dünyayı karşıma almaya hazırım. Savaşmaya gücüm var biliyorum. Terleyen ellerimden tutmasa da olur, yanımda olsun yeter istiyorum. Umutluyum.
Savaşıyorum. Kavga ediyorum. Dostumu arkamda bırakıp Fethiye'ye yanına gidiyorum. Görüyorum. Bir zamanlar aşık olduğum o yer artık Cehennem. Gece, artık evine, özüne dönmüş. Fark ediyorum.
Acıyı hafifletebilmek için kendime fiziksel acılar çektiriyorum. Her gün ağlıyorum. Arkadaşlarım benim için çok endişeleniyor. Aklımdan çıkmıyor, sabahın beşinde rüyalarıma giriyor, soluk soluğa uyanıp kan ter içinde sigaramı yakıyorum. Saçlarım dökülüyor, 1 ayda 7 kilo veriyor, işimden kovuluyorum. Ailemle kavga ediyor yalnız kalıyorum. Ehliyetimi kaptırıp alkolik biri oluyorum. Ama hala gücüm var. Biliyorum.
Geceyi görüyorum. Elinde tutuyor kalbini. Artık benim değil, hissediyorum. Aslında hiç benim olmamış, öyle söylüyor. Her sokağında huzur bulduğum İstanbul'da görüyorum geceyi. Başkasını seviyor. İstanbul artık huzur bulduğum şehirden çıkıp bir çöle dönüyor adeta. Söylemeye yetmemiş yüreği ne yazık. Bildiğim bir ihanetti. Kabul ediyorum.
Gün doğuyor. Ezberimdeki tüm şiirleri unutuyorum. Yıldızlara bakmıyorum, denizi sevmiyorum. Bir zamanlar yaşamayı düşündüğüm Fethiye'yi çıkarıyorum hayatımdan. Adana lanetli bir şehir bundan sonra. Yalıkavak yollarında açan çiçekler solmuş, heykeller yıkılmış, o eşsiz manzarasını kaybetmiş artık. Bir Gece uğruna, şehirler, çiçekler, heykeller, şiirler bedel ödemiş anlaşılan. Duyguların bana verdiği güçsüzlüğü bir kez daha hissediyorum damarlarımda. İçimdeki közü eriteceğim günü bekliyorum. Sabırlıyım.
Özüme dönüyorum. Bir zamanlar inanmadığım sahte sevgiyi, Gecenin bana verdiği dersle bir kez daha hatim ediyorum. Uzaklaşıp yoluma bakıyorum. Artık nefrete, öfkeye, kine sevgiden daha fazla önem veriyorum. Sahtesi olmayan duyguların tümünü yüreğimde tutup, özü İhanet olan duygulardan kurtuluyorum. Eros'un kör olduğunu görüyorum. Sağa sola rastgele attığı okları yerden topluyor bir hançer gibi göğsünde delik açıyorum. Son sözleri çınlıyor kulaklarımda; "Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç". Ardından beni kahkaha atarak izleyen Şeytana dönüyorum. Bilgeliğini kabul edip, sözlerine biat ediyorum. Sevginin var olduğuna artık inanmıyorum. Vazgeçiyorum.

Şeytana ne oldu ?
YanıtlaSil