Ana içeriğe atla

MERHEM


    Bodrumda yazı bekliyoruz. Burası ülkenin en özgür şehri gibi hissediyorum. Henüz turistler gelmedi ve her yanı yabancılarla dolu olan o kalabalık boğmuyor beni. Kafamda davul gibi çalan çılgın ayak ve müzik seslerinden kaçmak için bi mâhal aramıyorum daha kendime. Caddelerde, evlere çarşaf olan Begonvil sarmaşıklarının kokusu tüm şehri sardı şimdiden. Bahar öylesine güzel geldi ki, baktıkça yüreğimdeki ölü kelebekler sanki can buluyor, uçuşmaya başlıyor. Solmuş çiçeklerim yeniden açıyor sanki. Bana ilaç gibi gelecek bu yaz. Beni yine değiştirecek. İnanmıyorum ama farklı olacak gibi hissediyorum. İlaç diye gelen yazı, tadında yaşayacağım bu kez. Zehirlenmeyeceğim yalanlarla. Bu yaz da, umudum ve hâyallerim var hâla. Baksana, barlar sokağında denize açılan caddeler öylesine büyüleyici ki, dalgaların hırçınca kayalara vuruşu, denizin nedendir bilinmez ama bitmeyen öfkesi öyle heyecan veriyor ki içime. Gökyüzünde bi kızıllık vardı bugün. Görsen sende çok etkilenirdin, biliyorum. 

    Elimde Gordon Gin, her zaman durduğum taş duvarların üstüne oturmuşum, Gümbet değirmenlerinden yazıyorum bunları sana. Bodrum kalesini seyre durmuşum, koskoca Bodrum ayaklarımın altında. Sanki hiçbir şey yaşamamış gibi hissediyorum. Yeniden yürümeyi öğrenecekmişim gibi, bilinmeyen bir kıtayı keşfediyorum sanki. İçime sığmayan bi heyecanım var, öylesine deli, öylesine hâkiki. 

    Sabah Giritli plajında yüzmeye gideceğim mesela senin kolundan tutup. Bi şezlongun üzerinde kitap okuyacağız, bi müzik seçeceğiz kendimize. Seyyar satıcılardan mısır alıp, mısır nasıl yenir öğreteceğim sana. Dövme yaptıracağız birlikte. Gece sıcacık kumsala yatıp yıldızları sayacağız. Galaksinin en parlak yıldızını bulup bu bizim diye seçeceğiz. Bi isim vereceğiz sonra; B-612. O'na fanusun içinde bir gül dikeceğiz, hiç unutmayacağız. Sarılarak uyuyacak, yastık savaşları yapacağız. Ben Kalimbayı sana öğreteceğim, sense piyanoda "Küçük Balerin" nasıl çalınır göstermek için boşa çabalayacaksın yine. Onca çaba heba olacak Sevgili ama ben seni dinlemekten, sende öğretmekten hiç bıkmayacaksın.

    Bir türlü bitiremediğim binbeşyüzlük yapbozu birlikte çözeceğiz. Eksik kalanları bi kağıda çizeceksin ve tüm parçaları tamamlayacağız bu kez. Enes'in Amsterdam'dan getirdiği likörü, bi kokteyle atıp beraber içeceğiz. Alelade bir film seçeceksin. Sen, sabahlara kadar filmi, bense senin boncuk ela gözlerini izleyeceğim. Dönüp bana baktığında, çarpışacak bakışlarımız. Bi tebessüm edeceksin sonra. Gülüşünde cennetimi göreceğim, ufak bi buse konduracağım ansızın kırmızı yanaklı esmer tenine. Kokunu çekeceğim iliklerime kadar. Göz kırpmak haram o gece bana. Kirpiklerini sayacağım tan ağırana dek. Ezberleyeceğim verdiğin tepkilerin tümünü. Uyandığımızda Pelinlere gidip, Adaları gören manzarada kahvaltı yapacağız. Süt reçeli ve ellerimle yaptığım krem peynirli omlet olacak masamızda, birde ince belli bardaktaki çayımız. Hakan ve Pelin yine söz dalaşı yaparken aralarında, biz onlara gülüp tavla atacağız seninle, hiç duymadığım anılarını kazıyacağım aklıma. Bi rakı masasında güzel gülüşünü izleyeceğim mesela. İnsanlar anlayacak gözlerimden ve soracak bana "Bu ne sevda?". Neşe dolacak her yanımız sarhoşluğumuzla. Taksici Rüstem Abiyle kavga edeceğiz yine. Düşüp kalkacağız Bodrumun sokaklarında belki ama deniz manzaralı evimizin yolunu bulacağız birlikte. Sabahlara kadar sevişeceğiz seninle. Biriktirdiğimiz anılarımız güldürecek çevremizi. Henüz ayak basmadığımız, Bodrumun haberdar olmadığı yerlerde motorumuzu alıp, rüzgârın esintisini hissederek gezeceğiz Sevgili. Gök mavisi tişörtün olacak senin, en sevdiğin renkten.

    Cennet Koyunda kamp yapacağız daha. Güneşin batışını izleyeceğiz elimizdeki şarabımızla. Bi ateş yakacağız, bi şarkı söyleyeceğiz belki beraber. Hangimizin sesi daha çirkin diye kavgalar edeceğiz kahkahalar eşliğinde. Kahve içip birbirimize yalandan güzel hikâyeli fallar anlatacağız. Başımı yaslayacağım göğsüne. Kalbinin ritmiyle nefes alıp vereceğim. Öyle güzel ve saf seveceğim ki seni, sen bile şaşkına döneceksin benimle birlikte. Şiirler okuyacağım belki sana hiç duymadığın. Hayallerimiz olacak seninle, bir sürü umut var içimde. Eşsiz manzarası olan Kos Adasını ziyaret edip simit yiyeceğiz, tüm fakirliğimize inat bankaları dolandırıp krediyle İtalya bileti alacağız. Uçağa yine aynı heyecanla binip, yeryüzündeki sevgilileri izleyeceğiz el ele. Dilimizi bilmeyen insanların yanında küfürler edip eğleneceğiz belki. Yeni yemekler keşfedip, "Ulan, şırdan olsaydı ne giderdi şimdi ya!" diyeceğiz gecenin beşinde. Roma'da aşk nasıl yaşanır göstereceğiz onlara Sevgili. Yeni hayaller kuracağız, hepsi mutlu bitecek söz veriyorum sana. Hepsi gerçekleşecek. Kış, dondurmayacak aramızdaki alevi. Öyle hissedeceğiz en azından. Henüz çok genciz Sevgili. Sen, belki bi hekim değilsin ama merhem olmaya çalışacaksın bana, hissediyorum. Yarama tuz basan dostlarıma inat, her şeyimle kabul edeceksin beni. Bense senin kusurlarına aşık olacağım. Belki de yanılacağım.

    Henüz yaşayamadığım onca şey var. Henüz görmediğim, kabul etmediğim, anlayamadığım duygulu hatalarım var Sevgili. Hepsini öğreneceğim vakti geldiğinde, yemin ederim. Elimden tuttuğunda, hükmen mağlup olduğumuz bir savaşa başlayacağız birlikte. Korkma, hepsini yenebiliriz içimizdeki yüce güçle. Yeter ki kulağın anlasın çaldığım müziği, yüreğin değsin yüreğime. Ama yaz bittiğinde, bitecek sevgimiz. Mevsimlikmiş deyip yeni hikayelere başlayacağız. Ne zor olacak boncuk gözlerinden kaçmak, kokunu unutmak. Özür dilerim Sevgili, yüreğim sana bağlanamaz. Bu kez aldanıp hayatımı tutsak edemem birinin bakışlarına. Sen belki suçlayacaksın beni ama zaten çıkamazdık onların bizim için seçtiği kabın içinden. Ne isterlerse onu yaşarız biz. Burası böyle bir cehennem. Kabul edelim yaşanmışlıkları, her anıyı affedelim. Keşkelerin çözüm getirmeyecek sana. Anlayacaksın beni zamanı geldiğinde, sadece sakin ol Sevgili. Bir gün anlayacaksın. Dağ gibi durup, kum gibi ufalanmak neymiş anlayacaksın Sevgili. Evine matem düşecek, yas tutacaksın ama atacaksın kendini sokaklara, başka insanların kollarına. Tepeden düşeceksin zemine, tıpkı ayağı kırılmış bir yarış atı gibi anlamsız hissedeceksin hayatı. Hüsran neymiş göreceksin o gün. Zifiri gecelerini, seçtiğimiz yıldızlar aydınlatmadığında öğreneceksin sokak lambalarının kaçta söndüğünü. Belki benli kâbuslar uyandıracak tırsarak yattığın yatağından. Gecenin beşinde sigara yakacaksın yaşanamayanlara. İçmeden uyuyamayacaksın artık. Alkolik olacaksın belki, gecelerce ağlayacaksın sende. İnsanlar bakacak sana tiksinerek. İmrenilen hayatım nasıl oldu da bu hâle geldi diyeceksin hatta kendine. Belki sarhoşken ehliyetini kaptıracaksın ben uğruna, kumara düşeceksin. İşinden, ailenden ve inancından olacaksın. Değdi mi diye defalarca soracaksın ama ne çare Sevgili. Merak etme hepsi geçecek ve anlayacaksın. Sana asla yalan söylemeyeceğim çünkü. Akan kanın duracak ve aslında hiç tanımadığın yabancı birini sevdiğini anlayacaksın o gün. Yeni kapılar açılacak önünde, sen onlara yüz çevirme olur mu? Çizdiğin resimler çok güzel, onları yarım bırakma ne olursun. Yaptığın kahveler gülümsetiyor insanların yüzünü, vazgeçme bundan. Her gün bir sayfa daha eksiliyor gizemle dolu hayatımızdan, az düşün ama çok güzel yaşa ne olursun, aldanma onlara. Shakespeare'ın bir şiiri var Sevgili. Bunu kulağına küpe et ve nasihatimi duy:

"Kaybettiğin yerde bekleme, güçsüzler öyle yapar.
Sana kapanan kapıyı bir daha çalma,
Kapanan kapıyı acizler çalar.
Unutma ki bu aşağılık dünyadasın;
Kötülüğü baş tacı edip iyiliği çılgınlık sayan dünyada.
Şunu iyi bil ki; şeytan da kutsal kitaplardan örnekler verebilir.
Ve cehennem boş, şeytanların hepsi burada…
Her düşünceni dile getirme,
Sana yakışmayan hiçbir düşünceyi hayata geçirme.
Samimi ol fakat basit davranma.
Huzur ancak gökyüzünde vardır…
Biz ise yeryüzündeyiz..."

    Beni her aradığında, adımı her andığında göğsünün ortasına oturmuş seni dinliyor olacağım. Baharın habercisi Begonvil çiçeğim, sen mutlu ol gerisi mühim değil. Bahçene kış getirme. Sende vazgeçme sevmekten, sevilmekten. Ama anlamalısın Sevgilim, ruha merhemin fayda etmediğinden...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İHANET

        Bodrumun en işlek sokaklarında kendi halimde yürüyorum. Her zaman uğradığım tekelden bir bira alıp yoluma devam ediyorum. Barlar sokağının denize açılan dar caddelerinde, sahil kenarında, sıcacık kumların üzerinde bir yer bulup oturuyorum. Dalgaların kumsala vuruşunu izliyorum. Elimde içkimi yudumluyorum. Huzurluyum.     Yanıma biri geliyor, Geceden doğmuş belli. Her yanında acı var, gözlerinden okunuyor. Oturuyor sessizce. Kendini anlatmaya başlıyor. Bana acı vereceğini farkındayım ama kabul ediyorum.  Korkuyorum .      Gökteki sayısız yıldız içinden bir tanesini seçip bu bizim diyor. Yavaşça heyecandan terleyen ellerimi tutuyor. Sokakta bulduğu kırık bi gülü bana getiriyor. Gözlerinden uyku akıyor gecenin ama gitmiyor. Benimle kalıyor. Ben denize, Gece bana bakıyor. Anlayamıyorum .     Bir kulübe gidiyoruz. Kulüp tıklım tıklım. Arkadaşlarıyla dans ediyor. Gözlerimi ayıramıyorum Geceden.  Arkadaş...

SESSİZ BİR REDDEDİŞ/ÖFKE

''Dile kolay seni unuttum demek. Dile kolay gelir, yüreğime zor. Kolay ama gülü kuruttum demek, Kuru gülün kokusunu bana sor. Gönül defterinde saklasam olmaz. Dönüp dönüp her gün bakmasam olmaz, Yüreğim elvermez, koklasam olmaz. Kuru gülün kokusunu bana sor. ''      Sağ arka cebimde biriktirdiğim umut tanelerini kontrol etmek isterken, cebimin delindiğini fark ediyorum.  Yine elimi yüzüme bulaştırıyorum. Gecenin üçünde ormanlık bir yolda, arabanın farlarını kapatıp hızla yol alıyorum. Camları indirip, buz gibi havada cayır cayır yanıyorum. Zifiri karanlıkta önümü görmeden ilerleyip, cesaretin ve korkunun tadını dibine kadar alıyorum. Hiçbir şeyin yolunda gitmeyişine, her şeyin mahvolup düzelmeyişine bir kadeh daha. Bir viski şişesi daha kırıyorum. Bu kez ruhani acıyı fiziksele dönüştüremiyorum. Biraz kafa dağıtmalıyım bu gece. Sevdiklerime öfke kusarken, yalnız kaldığımda melankolik şarkılarla kahkahalar atıp, dans ediyorum. Delirmedim henüz, olmak istemediğim yerdey...

YOSUN YEŞİLİ

“ Yosun yeşili gözlerin inadına,  Toprakta tohum gibi saklayacağım seni sevdiğimi. Kimseler bilmeyecek. İlk kadehten son kadehe çıktığım yolculukta b enimle olduğunu, Kadehler boşaldıkça gözlerimin dolduğunu, Kimseler görmeyecek. Kış eksi yirmilerde aşkınla yandığımı, Anılar diye diye hep seni andığımı, Kimseler duymayacak. Bir gün, yalnız sen duyacaksın. Sana bile söylenmemiş, senin için saklanmış sevda sözlerini. Bir gün, yalnız sen duyacaksın bir gülün kokusunda sevdamı. Sen göreceksin, Sen bileceksin, Hissedeceksin. Bir gün yolun sonunda, saatler durduğunda. ”      Günün birinde sağ elimin, serçe parmağının dışa bakan kısmında ufak bir leke çıktı. Başta benim için hayli önemsizdi. Umursamadım, geçer diye düşünmüştüm her zamanki gibi. 'Hallederim' diyip henüz halledemediğim düşüncelerimin bulunduğu rafa koydum daha fazla düşünmemek için. Ancak leke zamanla büyümeye başladı. Önce elimi, sonra dirseğimi ve ardından sağ kolumun tamamını kaplamıştı. Sanki anestezi yap...

DESTİNA

"Kuş uçtukça genişliyor gökyüzü" demişti Rilke. Belki hayat da yaşadıkça. Böyle şeyler düşün. Delirme. Kimse duymaz çünkü bu gürültüde. Pelerinli bir gladyatör çizdim önümdeki boş kağıt parçasına, Gülden yapılmış bir de kılıç verdim ona. Harbe çıkıyor, yıkıyor mavi duvarlı evleri. Asıp biçiyor ama kesemiyor kırmızı gülleri. Sürekli öldürüyor birilerini. Resmediyor ölümü sanki. Öldürdükçe, pastel kokuyor evimin içi. Ah şu kurdukları kafasında, Vasiyetim say Destina. Beyazlar giydirtecek günün birinde bana. Ahşap kutu içinde taşısın beni sevmediklerim. İnadına, durmadan tepineceğim omuzlarında. Suyla yazılmış şiirler okuyacağım onlara, kulaklarında çınlasın. Rüyalarına gireceğim, ödleri patlasın. Hemdem gelirse eğer, hepsine bol şerbetli tulumba! Haa, Yosun'da gelirse şayet, "Defol!" deyin ona. Vasiyetim say Destina. Katiller giremesin bu kutlamaya. Diktiğim incir ağacına siyah eşarplar bağladım. Dallarını kırdım, kökünü kazıdım uyuz bir köpek gibi. Aç kaldı kuşla...

YEDİ KİŞİLİK ENKAZ: TANIŞMA GÜNÜ

Bu Enkazın altında bi yerlerde kendini bulabilirsin. İçinde attığın çığlıkları dile getiremediğin için üzgünüm.  Korkma, ben yanındayım. - MEDUSA -    Henüz çok gencim ama bir çok insanın yaşamaktan korktuğu çoğu şeyi yaşadım. Evli birine aşık oldum mesela.  Bunu öğrendiğimde intikam ve içimdeki nefreti kusmak için çok çabaladım. Karşımda ağlarken duygusuzca onu izledim, hatta aldattım. Bana yaşattığı acıyı yaşatmaya çalıştım. Affedemedim. Yalnız kaldım. Hiç sevmediği karısından onu uzaklaştırdım. Ailesine mâl oldu ama benimle olmayı kabul etti. Bana inandı ve dayandı. O tam bir savaşçı. Elimden tuttu. Utandığım zamanlar oldu ama asla pişmanlık yaşamadım. Başlangıçta kin beslediğim adama zamanla aşık oldum. Bilmiyorum, belki de onunla olmanın imkansızlığı cezbetti beni. Onun canını yakmak isterken her gün biraz daha yaklaştım. Merhameti dışında sevilir bir yanı yoktu aslında bu adamın. Kumarbaz, alkolik, yalancı herifin tekiydi fikrimce. Onunla olmanın bana acıdan ba...