Gecenin loş karanlığında, sisli bir ormanda, bi kayanın üzerinde ahşap renginde tabut. Etrafında toplanmış 7 kişi. Tabutun içinde yatan Şeytan. Hüzün ve neşenin kokusu var havada. Hangi ölüm insanı mutlu eder ? Hangisi üzer ?
Enkaz, toplantıda verdikleri kararın neticesini görüyor bugün. Kimini öldüren, kimini güldüren bir gece. Şeytanı tabutun içinde gördüğünde ilk adım atan Narsist oldu. Gözleri büyüdü, yıkılmış gibi bir hali vardı. Bu ölümü beklemediği titreyen ellerinden anlaşıyordu. Tabuta yavaşça yaklaşırken altılı enkaz, meraklı gözlerle onu izliyordu. Narsistin gözünden iki damla gözyaşı düştü baktığı tabutun içine doğru. Kara gözleriyle tabutun içini biraz süzdükten sonra üzerine çıktı ve kasvetinden göz kanatan şeytanın soğuk bedeninin yanına uzandı. Artık gözünde yaş yoktu. Bir tebessüm vardı. Sanki ömrü bunun hayaliyle geçip gitmişti. Narsisti, kan çanağına dönmüş boncuk gözleriyle izleyen Şifacı, tabutun yanına doğru koşup bunların gerçek olmadığını söylüyor ve Yeniden Doğuş diye haykırıyordu. Ne yazık ki, ağlamaktan bir şey görmüyor, olanı kabullenmiyor, yalanlar söyleyip, yüreği duygusuz insanı oynuyordu. Sanrıları hayalden ibaretti. Savaşçı dizlerinin üzerine çökmüş, gözleri toprağa bakıyor, bile isteye yaptığı hatalar bir film şeridi gibi beyninin içinde gösteriler veriyordu. Pes edip, yılan saçlı kadından bir kez daha vazgeçiyordu. Geri dönüp, affedileceğini düşünüyor olsa da, bıraktığı gibi bulamayacaktı Medusayı. Bu savaşta asla galip gelemeyeceğini anlamıştı. Medusa, Jongen ve Bilge olacaklardan haberleri var gibi tabutun en uzak köşesinde duruyorlardı. Üçünün de düşüncesi aynı. Şeytanın bunu en başından beri hak ettiğini, içinde öfke ve kinden başka bir şey olmadığını biliyorlardı. Şahıs, ölüm ve yaşam arasında kalmış, ağzını bıçak açmıyor ama olanlara da şaşırmıyordu. Bir yanda arkasını dönmüş, yeni bir hayata başlayan üçlü enkaz, diğer yanda tabutun içinde yatan narsist, naralar atarak ağlayan şifacı, ve toprağa bir ölü gibi devrilmiş Savaşçı...
Şahıs önce arkasına dönüp giden üçlü enkaza baktı. Öyle emin adımlarla yürüyorlardı ki bir mübadelede yara almış ama zaferle evine dönen bir gazinin gururu vardı sanki omuzlarında. Yaptıkları hataları kabullenmiş, ders çıkarmışlardı. Biraz uzaklaştıktan sonra Medusa son kez arkasını döndü ve Savaşçının yerde yatan bedenine baktı. Gözlerinin içinde bir acı vardı ama Şeytanı öldürüp gitmenin en doğru karar olduğunu biliyordu. Geri dönmeyecek ve eskisinden daha güçlü olacaktı. Üçlü enkaz karanlığın içinde kaybolmuştu. Savaşları bitmişti. Şahıs, tabuta doğru yöneldi ve ölmüş ama hala nefes almaya devam eden enkazdakilere baktı. Halbuki yola çıktığı insanlar bunlar değildi. Şeytanla böylesine bütünleşmiş, hayatları yalan ve duygusuzluktan ibaret olan insanlar değillerdi. Aslında enkazdaki kişilerin hepsinin hikayesinde yer almıştı Şahıs. Hepsinin elinden tutmuş, onlara iyi gelmeye çalışmıştı. Takılan maskeleri görmemiş, herkese inanmıştı. Elindeki kırık kırmızı gülü tabutun içine yavaşça bıraktı. Gözleriyle enkazı süzdü. Aslında tabutun içinde yatan şeytana değildi hüznü. İçinde gömdüklerineydi. Belki Narsist gözlerini açarda gelir diye bekledi, Narsist uyanmadı. Belki Şifacı ağlamayı bırakır diye bekledi, Şifacı durmadı. Belki Savaşçı kalkar ayağa toparlanır diye bekledi, Savaşçı yenildi. Şahıs, cebinde biriktirdiği hayal kırıklıklarını da bıraktı orda. Düşlerini düşürdü, umudunu yitirdi. Arkasını döndü ve Enkazı terk eden üçlüyü yavaş adımlarla takip etti. Veda etmek zorunda kalması, omuzlarına taşıyamayacağı büyük bir yükü yüklemiş gibi ağırlaştırdı adımlarını. Onlara yetişemiyor, ama geri de dönmüyordu. Dörtlü Enkaz doğru bildikleri yolda devam edeceklerdi artık. Taa ki yeni bir Şeytanla tanışana kadar...
Ölüm her zaman bir kayıp değildir. Kabullenip farkına varmak zor olabilir ama alıştım diyeceğiniz gün elbet gelecektir. Tuttuğunuz yasın 5. Evresine geldiğinizde güneş yeniden doğacak, belki yeni bir bahar yaşayacaksınız. O gün, bazı ölümlerin aslında gerektiğini farkına varacak, beyninizde birilerini öldürecek, acı bile duymayacaksınız. Olanlara şaşırmayacak, her şeyi kabul edip karşı çıkmayacaksınız. Çünkü böyledir insan, iki yüzü vardır her zaman. Keşke tanımasaydım dediğiniz çift yüzlüler olacak ama keşkeler çare getirmeyecek. Hepsinden bir ders alıp yeniden doğacaksınız. Pişmanlıklarınızdan edindiğiniz tecrübelerle son bulacak hayatınız.
7 Kişilik Enkaz'dan, 3 kişi sağ çıktı, biri hala yaralı. Bunun böyle olmaması gerekirdi ama hangi masal mutlu bitti ki ? Bu bir rüya değil. Yaşananlar gerçek, hayal değil. Ne mutlu güzel hikayeleri bitirebilenlere !

Yorumlar
Yorum Gönder
Aramızda kalsın ama...