Ana içeriğe atla

YEDİ KİŞİLİK ENKAZ: TANIŞMA GÜNÜ

Bu Enkazın altında bi yerlerde kendini bulabilirsin. İçinde attığın çığlıkları dile getiremediğin için üzgünüm. Korkma, ben yanındayım.

Bu Enkazın altında bi yerlerde kendini bulabilirsin. İçinde attığın çığlıkları dile getiremediğin için üzgünüm. 
Korkma, ben yanındayım.

- MEDUSA -

   Henüz çok gencim ama bir çok insanın yaşamaktan korktuğu çoğu şeyi yaşadım. Evli birine aşık oldum mesela.  Bunu öğrendiğimde intikam ve içimdeki nefreti kusmak için çok çabaladım. Karşımda ağlarken duygusuzca onu izledim, hatta aldattım. Bana yaşattığı acıyı yaşatmaya çalıştım. Affedemedim. Yalnız kaldım. Hiç sevmediği karısından onu uzaklaştırdım. Ailesine mâl oldu ama benimle olmayı kabul etti. Bana inandı ve dayandı. O tam bir savaşçı. Elimden tuttu. Utandığım zamanlar oldu ama asla pişmanlık yaşamadım. Başlangıçta kin beslediğim adama zamanla aşık oldum. Bilmiyorum, belki de onunla olmanın imkansızlığı cezbetti beni. Onun canını yakmak isterken her gün biraz daha yaklaştım. Merhameti dışında sevilir bir yanı yoktu aslında bu adamın. Kumarbaz, alkolik, yalancı herifin tekiydi fikrimce. Onunla olmanın bana acıdan başka bir şey getirmeyeceğini biliyordum. Geleceğimizin olmadığını farkındaydım, dostlarımda bunu adeta beynime kazımaya çalışıyordu. Buna rağmen yüreğime sahip çıkamadım. Ne kadar duygusuz görünsem de gözlerim beni ele veriyordu. Sıradan insanlar hikayemizi duyduğunda bana ayıplarmış gibi bakış atmaları aklımdan çıkmıyordu. Sevmenin ne demek olduğunu bilmeyen insanlardı bunlar. Ben bir adamı sevdim. Onunla uyudum, uyandım. Onunla güldüm ve ağladım. Şimdi insanların ne dedikleri, ne düşündükleri umurumda bile değil. Gönlümü beni yoran bu adama verdim. Vazgeçemiyorum henüz. Hayat ne getirir bilmiyorum ama ben şu an bu adamı seviyorum. Birçok yanlış yaptım. Bu yüzden hiç pişman olmadım. Yapmadığım için pişman olduğum onca şey var. Dünyayı, ailemi, ailesini karşımıza aldık. Zor bela bi yerlere geldik. Bize zehir gibi gelen bu aşkı yudum yudum içtik. Ben bir yola çıktım, bitkin düştüm. Ama henüz vazgeçmedim ve bu masal mutsuz bitsin istemiyorum...

- ŞİFACI -

  İnsanları iyileştirmek gibi bir görevim var benim. Böyle hissediyorum en azından. Bilmiyorum belki de bunun sebebi mazide yaralarımın sarılmayışıdır. Kendime bir merhem bulamadığımdan, ondan ona koşup yüzlerini güldürüyor, dertlerini dinliyorum. Bana Fingirdek diyebilirsiniz bu yüzden, alınmam ben. Aslında olduğumu söylediğim insandan çok uzağım. Gözlerime dikkatli baksanız anlarsınız. İçinde bir yığın acı var duymadığınız. Korkularım var haberinizin olmadığı. Bu yüzden sandığınız kişi değilim ben. Yanınızdan biraz uzaklaştığımda, aklımdan çıkarıyorum sizleri. Düşünmüyorum anlattığınız hikayenizi. Yahu ben kendimi iyileştiremedim ki sizin için savaşayım. Umurumda değilsiniz hatta, söyleyemedim kimseye, dilim varmadı. Anlayın beni ya. Size yaslanacak duvar veremem ki ben. Elinizi tutacak kadar kudretli değilim. Yanınızda yürüyemem. Hayatım karmaşık görünse de sınırlarım var benim. Size değer verdiğimi söylerim, ama bir başkasının sizin hakkınızda yaptığı kötü yorumu duyduğumda "Şaka mı?" der, yüzünüze bile bakmayabilirim. Kötü biri değilim gerçekten. Yüreğimde olup bitenden haberiniz yok sadece. Hep sizi dinledim, izledim. Şu sigara sırası bana dönsün de, size gerçek benden bahsedeyim...

- NARSİST -

   Bu sıra niye bana bu kadar geç geldi ya ! Hadi benim için savaşın, kazanan ortaya çıktığında onu ben yenicem. Sözlerimi anlayıp anlamadığınız çokta önemli değil. Bu yaptığınız da çok saçma zaten. Siz olmasanız da olur biliyo musunuz? Bir sürü arkadaşım var benim. Bana aşık onlarca insan var. Hepsinin bahçesine biraz umut ekip, sonra nadasa bırakıyorum. Hiçbirini özümde sevmiyorum çünkü. Takıntıları olan bi manyağım ben. Sevgiyi de reddediyorum zaten. Aşkmış, merhametmiş, vicdanmış. Ne saçma şeyler bunlar oğlum ya. Bir kere geliyorum dünyaya ve sadece gülmek istiyorum.  Bu koca dünya benim etrafımda dönüyor, bu yüzden ne hissettiğiniz si-kim-de de-ğil. Ben kimseyi sevemem. Önce oltayı atıp, yemi yuttuğunuzda sizi yaralayıp geri salmak benim en büyük zaafım. Mesela birini yatağa attığımda, bacaklarını aralıyorum yavaşça. Tenimi yapıştırıyorum sıcacık bedenine. Sonra birkaç övgü sallıyorum. Bağlıyorum kendime. Onu hazzın doruklarına çıkarıyorum. Büyülüyorum adeta. İşim bittiğinde hiç tanışmamış gibi yapıyorum hatta. Vurulmuş bir kuş gibi çakılıyor yere. Bir elimde şarabım, diğerinde dumanı tüten otumla izliyorum düşüşünü. Her gece başka bir bedeni tutsak ediyorum kendime. Bende bundan zevk alıyorum ne yapayım. Aldatmak, yalanlar söylemek, birlikte hayaller kurmak ve onları yerle bir etmek... Benim duygularım yok ama sizinkilerle oynamak çok zevkli yaa! Ben de kötü biri değilim demi Fingirdek?  Sadece şeytanla çok iyi anlaşıyorum. Yüzümdeki maskeye bayılıyorum. Müslüm dinleyip, dans ediyorum deli gibi. Sanırım bi gün jiletle kesilmiş iki bilekle, sıcacık bir küvette ölü bulunucam. Arkamdan kimse ağlamayacak, biliyorum. Bana sevgi verdiğiniz için hepinizi çook seviyorum, beni sevebildiğiniz için hepinizden iğreniyorum...

Jongen -

   Henüz bunu kabul edebilmiş değilim. Belki çevremdeki kimse bilmiyor ama ben içten içe bunu her gün yaşıyorum. Aslında çok şey söylüyorum ama kimse duymuyor. Herkesten uzakta, yalnız başıma daha cesurum. Ailemi ve dostlarımı çok özlüyorum ama beni anlayacaklarını veya kabul edeceklerini düşünmüyorum. Zihinlerinde yerleştirdikleri kişiyle, aslında olduğum kişi arasında uçurumlar olduğunu gördüklerinde ne yapacaklarını kestiremiyorum bile. Bu yüzden susmalıyım diye hissediyorum. Zaten hep susmadım mı ? Halbuki içimde naralar kopuyor. Ben hep olduğum ve hissettiğim gibiydim. Neden böyle oldu diye sormuyorum, sormayacağım. Olduğum kişi olacağım. İlk kez cesaret edip Yedinci Şahsa bunu söylediğimde huzur buldum. Belki istediğim tepkiyi vermedi ama yaptığım yanlış ne olursa olsun yanımda olduğunu biliyorum. Beni değiştirmeye ya da reddetmeye kalkışmadı. Hepimizin acıları ve sıkıntıları var. Ben artık acılarımı ve sıkıntılarımı yalan karıştırmadan anlatmak, beni olduğum gibi kabul eden insanlarla paylaşmak istiyorum. Ben homoseksüelim. Belki bununla gurur duymuyorum ama böyle yaşayacağım. Ben böyleyim. Ben buyum...

- BİLGE -

   Bir konu hakkında bilgi sahibi olmamak beni yıpratır. Kabul edemem. Her şeyi bilmek zorundayım gibi hissediyorum. Yeterince çabalıyorum zaten. Bunu da hak ediyorum. Kaybetme lüksüm yok biliyorum. Hatta oyun oynadığımız zamanlarda bile kazanma hırsı sarıyor içimi. Aslında böyle değilim. Yüreğim merhamet ve sevgi dolu, onların da bildiğine eminim. Canım sıkılıp kabuğuma çekildiğimde, kendimle yüzleşiyorum. İnsanların her davranışına anlam yüklüyorum. Çok yoruluyorum. Uzun süredir daha önce kimseye söyleyemediğim bir şeyi sarhoşken anlattım dostuma. Bana sarıldı. Fark ettiğini biliyordum zaten. Sabah inkar ettim söylediklerimi. Önemli değil. Onun hissettiğini de biliyorum, ben sadece kabul edemiyorum kendimi. Yaşadığım acı tarifsiz. Sanki tek yükü ben taşıyormuşum gibi geliyor omzumda. Sanki bir tek benim dağlarımda kar yağıyor, fırtınalar kopuyor gibi. Ben de kimseye yalan söylemeden konuşamıyorum artık. Bu yüzden beni anlamıyorlar, öyle çok isterdim ki hissetmelerini. Benim hatam. Önce içimdeki savaşı bitirmeli, belki yolumu değiştirmeli, belki de vazgeçmemeliyim. Zamanın bana henüz öğretmediği çok fazla şey var. Bunu da biliyorum...

- SAVAŞÇI -

  Zakkum gibi bir kadın sevdim. Yılandan saçları, güneş gibi gülüşü vardı. Hayatımda hiç böyle muazzam bir mağlubiyet yaşamamıştım. Bende bıraktığı izi, bana yaşattığı mutluluğu, sevinci, azabı, kederi, heyecanı anlatamam. Öyle taştan ki yüreği. Bir damla göz yaşı görmedim gözlerinde. Başta benden nefret etmesini anlıyordum. Şimdi beni sevişini hissedebiliyorum. Nerden nereye geldik aşkım? Dünyayı aldım senin için karşıma. Hasret beslediğim ailemi, kanımı aldım karşıma. Uzun zamandır uyuyamıyorum hissedebiliyor musun? Yüreğimin içini görür mü o güzel gözlerin ? Asıl hasretim kime fark edebiliyor musun bunu da? Önemli değil sevgilim, bilmesen de olur. Yanımda olduğunu hissedebiliyorum. Sen benim bu evrende aradığım, bana eş olan tek çiçeksin. Bunun için yemin edebilirim. İnanmadığını söyleyeceksin biliyorum. Olsun, sen benim gönlümden geçeni biliyorsun. Şimdi ne hata ettiysem affet lütfen. Ama beni anla. Yüreğimde sönmeyen 'iki köz' parçasını gör. Çığlık çığlığa olduklarını duy. Bende vazgeçmedim ama çok şeyi uğruna feda ettim sevgilim...

- YEDİNCİ ŞAHIS -

   Bu kavganın ortasında olmak çok yordu beni. Ne umut kaldı geriye ne de bir bekleyiş insanlığa karşı. Aslında ben Medusayım, evli bi adamı sevebilirim. Onun için yüreğimi parçalar dünyaya duyururum. Tutar elinden, kalbindeki yangına sel olurum. Ben Savaşçıyım, iki közüm olabilir. Hatalarım olabilir. Taştan kalbi olan güzel bakışlı kadın için acılar çekebilirim. Mağlubiyete hazırım. Ben Homoseksüelim, bi adama aşık olabilir, dudaklarından öpüp onunla şehvetle sevişebilirim. Sabah onunla uyanıp gözlerine aşkla bakabilirim. Ben Bilgeyim, kafatasıma konulan cevizi kullanıp mutlu anlarımın tümünü tekrar yaşayabilir, istediğim koltukta oturabilirim. Ben Şifacıyım, belki bana fingirdek diyemezsiniz ama gözlerimdeki acıya merhem olmak isteyebilirsiniz. Bende açabilirim içimi eğer dinlerseniz, dökebilirim neyim var neyim yoksa. Ben Narsistim, kendimi soktuğum acı paradoksundan kurtarabilir, sevmeyi öğrenebilirim. Belki böylece aramadığım ama ihtiyacımın olduğu huzura ulaşabilirim. 
    Ben Yedinci Şahısım. Ne yapmam gerektiğini, nerde durmam, neyle alakalı konuşmam gerektiğini hatta ne hissetmem gerektiğini bile bilmiyorum. Sadece yaşamaya çalışıyorum. Onu bile yarım yapıyorum. Acı çekiyorum, öğreniyorum, değişiyorum. Kafamda doksan tane cümle kuruyorum, ağzımı açmadan söylemekten vazgeçiyorum. Kırılmadım üstelik hiçbirine, umudum bitti sadece. Ben yok olmak isteğiyle kavrulurken, bana "Yaşa!" diye bağıranlardan eser yok çünkü etrafımda. Kimse hissetmiyor. Hâla gökyüzünde parıldıyor o yıldız. Işıl ışıl, özgür ve cesur. Artık bi beklentim yok, bi gayem yok, uğruna savaş vermeye değecek bir davam yok. Her sabah ellerim boş uyanıyorum. Saramıyorum zamanı geriye, düzeltemiyorum hatalarımı. Astığım hırkamı giyemiyorum geri, üşüyorum. Duvarlarla konuşuyorum. Uyumam lazım bu gece. Rüya görmem gerekiyor. Gece'nin karanlığında olmayan rüyalar. İstesem de anlatamam kendimi size, varmıyor artık dilim. Vazgeçtiğim yerde bekliyorum, yetişmiyor ellerim. Yetmiş yaşında, ufacık bir bedene hapsolmuş, Yedi Kişilik Enkaz'ın altında kalan tek kişiyim. Ben bu kadarım...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İHANET

        Bodrumun en işlek sokaklarında kendi halimde yürüyorum. Her zaman uğradığım tekelden bir bira alıp yoluma devam ediyorum. Barlar sokağının denize açılan dar caddelerinde, sahil kenarında, sıcacık kumların üzerinde bir yer bulup oturuyorum. Dalgaların kumsala vuruşunu izliyorum. Elimde içkimi yudumluyorum. Huzurluyum.     Yanıma biri geliyor, Geceden doğmuş belli. Her yanında acı var, gözlerinden okunuyor. Oturuyor sessizce. Kendini anlatmaya başlıyor. Bana acı vereceğini farkındayım ama kabul ediyorum.  Korkuyorum .      Gökteki sayısız yıldız içinden bir tanesini seçip bu bizim diyor. Yavaşça heyecandan terleyen ellerimi tutuyor. Sokakta bulduğu kırık bi gülü bana getiriyor. Gözlerinden uyku akıyor gecenin ama gitmiyor. Benimle kalıyor. Ben denize, Gece bana bakıyor. Anlayamıyorum .     Bir kulübe gidiyoruz. Kulüp tıklım tıklım. Arkadaşlarıyla dans ediyor. Gözlerimi ayıramıyorum Geceden.  Arkadaş...

SESSİZ BİR REDDEDİŞ/ÖFKE

''Dile kolay seni unuttum demek. Dile kolay gelir, yüreğime zor. Kolay ama gülü kuruttum demek, Kuru gülün kokusunu bana sor. Gönül defterinde saklasam olmaz. Dönüp dönüp her gün bakmasam olmaz, Yüreğim elvermez, koklasam olmaz. Kuru gülün kokusunu bana sor. ''      Sağ arka cebimde biriktirdiğim umut tanelerini kontrol etmek isterken, cebimin delindiğini fark ediyorum.  Yine elimi yüzüme bulaştırıyorum. Gecenin üçünde ormanlık bir yolda, arabanın farlarını kapatıp hızla yol alıyorum. Camları indirip, buz gibi havada cayır cayır yanıyorum. Zifiri karanlıkta önümü görmeden ilerleyip, cesaretin ve korkunun tadını dibine kadar alıyorum. Hiçbir şeyin yolunda gitmeyişine, her şeyin mahvolup düzelmeyişine bir kadeh daha. Bir viski şişesi daha kırıyorum. Bu kez ruhani acıyı fiziksele dönüştüremiyorum. Biraz kafa dağıtmalıyım bu gece. Sevdiklerime öfke kusarken, yalnız kaldığımda melankolik şarkılarla kahkahalar atıp, dans ediyorum. Delirmedim henüz, olmak istemediğim yerdey...

YOSUN YEŞİLİ

“ Yosun yeşili gözlerin inadına,  Toprakta tohum gibi saklayacağım seni sevdiğimi. Kimseler bilmeyecek. İlk kadehten son kadehe çıktığım yolculukta b enimle olduğunu, Kadehler boşaldıkça gözlerimin dolduğunu, Kimseler görmeyecek. Kış eksi yirmilerde aşkınla yandığımı, Anılar diye diye hep seni andığımı, Kimseler duymayacak. Bir gün, yalnız sen duyacaksın. Sana bile söylenmemiş, senin için saklanmış sevda sözlerini. Bir gün, yalnız sen duyacaksın bir gülün kokusunda sevdamı. Sen göreceksin, Sen bileceksin, Hissedeceksin. Bir gün yolun sonunda, saatler durduğunda. ”      Günün birinde sağ elimin, serçe parmağının dışa bakan kısmında ufak bir leke çıktı. Başta benim için hayli önemsizdi. Umursamadım, geçer diye düşünmüştüm her zamanki gibi. 'Hallederim' diyip henüz halledemediğim düşüncelerimin bulunduğu rafa koydum daha fazla düşünmemek için. Ancak leke zamanla büyümeye başladı. Önce elimi, sonra dirseğimi ve ardından sağ kolumun tamamını kaplamıştı. Sanki anestezi yap...

DESTİNA

"Kuş uçtukça genişliyor gökyüzü" demişti Rilke. Belki hayat da yaşadıkça. Böyle şeyler düşün. Delirme. Kimse duymaz çünkü bu gürültüde. Pelerinli bir gladyatör çizdim önümdeki boş kağıt parçasına, Gülden yapılmış bir de kılıç verdim ona. Harbe çıkıyor, yıkıyor mavi duvarlı evleri. Asıp biçiyor ama kesemiyor kırmızı gülleri. Sürekli öldürüyor birilerini. Resmediyor ölümü sanki. Öldürdükçe, pastel kokuyor evimin içi. Ah şu kurdukları kafasında, Vasiyetim say Destina. Beyazlar giydirtecek günün birinde bana. Ahşap kutu içinde taşısın beni sevmediklerim. İnadına, durmadan tepineceğim omuzlarında. Suyla yazılmış şiirler okuyacağım onlara, kulaklarında çınlasın. Rüyalarına gireceğim, ödleri patlasın. Hemdem gelirse eğer, hepsine bol şerbetli tulumba! Haa, Yosun'da gelirse şayet, "Defol!" deyin ona. Vasiyetim say Destina. Katiller giremesin bu kutlamaya. Diktiğim incir ağacına siyah eşarplar bağladım. Dallarını kırdım, kökünü kazıdım uyuz bir köpek gibi. Aç kaldı kuşla...