
Ben aşığım, inan. 4 Yılda bir gelen 29 Şubata aşığım.
Bunu okuyan, sana aşığım. Dört duvar yıkılsa üzerime, sen gel desen kalkar gelirim. Ellerim kanda, yüreğimde bir şarapnel olsa durmam inan. Ben aşığım sana.
Bunu okumayan, varlığımdan habersiz, henüz tanışık olmadığıma da aşığım. Gök yarılsa, fırtına kopsa, gemilerim batsa Ege'nin ortasında, sana aşığım lan.
Ben artık inanıyorum. Siyahınız siyah sizin, beyazınız beyaz. Güneş, günü parlatır, geceyi ay aydınlatır biliyorum. Aşk karın doyurmaz, parayla saadet olmaz. Başka bir evren yok görüyorum. İnanıyorum bak sizin yüce tanrınıza. Yasaklarınız huzur getirir sizin. Şiirlerin hepsi size bahşedildi. Leyla aşık Mecnuna evet. Ferhat deldi bu dağların hepsini Şirini düşlediği için. Ahmet Arif, hasretiyle eskitti bileklerini yaralayan prangaları. Neyinizin varsa kabulüm benim. İnkar etmiyorum hatalarımın hiçbirini. Uğruna savaştığım ne varsa havlu atıyorum, arena sizindir. Yargınızın önünde boyun eğiyorum ve neyi uygun gördüyseniz sineye çekiyorum. Kaleme aldığım Yedi Kişilik Enkaz ölüyor eski benliğimle birlikte. Evet, Medusa aşık olmamalıydı evli birine. Savaşçı, iki köz parçasını unutup kendi mutluluğunu düşünmemeliydi, Medusayı unutmalıydı mesela. Jongenin kimi seveceğini seçmesi gerekirdi. Bilge, bilmemeliydi her şeyi. Narsist, sevmeden sevişmemeliydi dostum dediği Fingirdekle. Şifacı, içini göstermeliydi, yalanlarıyla kandırmamalıydı bizi. Yedinci Şahısın sırtına yüklediğiniz onca yükü, sırtlaması lazımdı hatta. Siz haklısınız, kabul ediyorum. Bakıyorum artık paramparça olan pencerenizden bu Enkaz'a. Ne utanç verici hayatlar ama!
Medusa, intikam peşinde sürüklenirken aşık olmuştu bu adama. Öyle demişti bize. Daldan dala koşardı eskiden. Gözünde bir kez olsun yaş görmemiştim ben. Benimsediğiniz bir hayatı, enerjisi vardı onun. Şimdi ne kaldı maziden? Hesap bile soramıyor artık kimseye. Öyle yitirmiş ki gücünü, bi nehrin dalgasında süzülüp yaşadığını zannediyor. Halbuki, içinde susturduğu acılar yük olmuştu ona. Ne anlatabildi bana, ne de açıklayabildi Savaşçıya. Ölümü de gördü. Korkmuyordur heralde artık birini tabutun içinde görmekten. Belki de katil olmaktan çekinmiyordur artık. Aslında söylemişti, anlatmıştı hikayesini" Ben bir yola çıktım, bitkin düştüm. Ama henüz vazgeçmedim ve bu masal mutsuz bitsin istemiyorum... ". Ama şimdi vazgeçmişe benziyor Medusa. Elinde değil çünkü yaşayacaklarını değiştirmek. Farkında O'da. Savaşçı, mutsuz olduğu bir yuvadan çıktığı için suçlu. Köz parçalarını hiçe saydığı için hatalı farkındayım. Ama erkekler ağlamazdı sizin hikâyenizde. Bu herif ne diye ağlar hergün. Kaç özür dilese affedersiniz siz. Ne oldu onca muharebeye göğüs geren bu herife? Ateş düştüğü yeri yakmadı bu kez. Bi köz parçası geldi bu herifin bahçesine, kime komşu olduysa hepsinin evini yaktı. Ne cesur herifti eskiden. Jongen, doğuştan buydu. Elinde olmadan kendi cinslerinden hoşlanıyordu. Kimi sevebileceğini, kimi arzulayacağını seçmeliydi insan. Kusuru buydu. Bi adamı sevmek, özlemek onun en büyük sınavıydı. İçinde kopan nâraları hâla bastırıyor. Ne zor bu hayat onun için bi bilseniz. Bilge, paylaşmak istememeliydi kafasındakileri. Çünkü, evet her şey konuşulmazdı sizin öğrettiğiniz. Zekâsını göstermemeliydi size. Her şey bilinemezdi çünkü bi insan için. Bundandır dağlarına yağan karlar, bahçesinde kopan fırtınalar. Narsist, böyle biriydi bu çağın adamı değildi o. Fingirdekle yatar, Arnavutluktakine aşık olur, zamanını kendisini seven insanlara işkence ederek geçirirdi. Öyle ki, onu düzeltmek mümkün değildi. Onunla hiç tanışamamıştım ben. Ama biliyorum ki, çok yakıştı tabut O'na. Şifacının gözyaşlarının tümü yalanmış. Timsahlara haksızlık etmişiz. Ecza deposu sandığımız, meğerse acıtan anesteziden ibaretmiş. Bi akrepten daha zehirliymiş O. Yıllardır sevdiğini söylediği sevgilisini aldatacağı, aklımın ucundan bile geçmedi. Bu yüzden enkazın altında kaldı. Halbuki, ona başka bi evrende tam evleneceğim kadınsın derken yalan söylememiştim. Öyle güzel gülüşünün altında tuttuğu riyâkarlıkları, gözüme baka baka, bilerek söylediği yalanlarına inanmıştım. Dökülen yapraklarını tek tek toplamayı, çekik gözlerinin içindeki hüznü, sevince çevirmeyi çok istemiştim. Tanıdığım gibi kalsaydı, meğer hiç karşılaşmamışız... İçlerindeki savaşa karşı mağlup oldu onlar. Umarım enkazın altında çok mutlu olurlar, çok yakıştılar... Yedinci Şahsa gelirsek, O saçmalıyor zaten. Ne olmuş bu adama? Daha yirmidört yıldır hayatta. Ne yaşamış olabilir ki bu kısacık zamanda?
Evet, inanıyorum. Siz haklısınız. Savaşamadım yüzyıllarca getirdiğiniz öğretilerle. Kabul ediyorum normal insan kavramınız neyse. Hakkımdaki hükŭmunuz, hatalarımın karşılığı neyse ben burdayım, hazırım. İnanıyorum artık, bakın yeni biriyim ben. Sıradan saydığınız insan olarak yeniden doğdum aranızda. Adımı da kendim koydum hatta. Yetmişüç yaşında öldüm, 29 Şubatta doğdum. Ben affedemedim kendimi ama siz bağışlayın beni. Nuh'un tufanını yaşatmayın artık bana. Geriye dönemiyorum, keşkelerimi düzeltemiyorum ama siz beni hoşgörünün. Faydasız biliyorum ama, ağlayarak af dileyeceğim tanrınızdan. Her hatam için özürlerimi sunucam. Sizde bana inanın, doğru dediğiniz yolda ilerleyeceğim. Hiçbir sözünüze karşı çıkmayacak, kanunlarınızın hepsine boyun eğip, sizi mutlu edeceğim. Artık tüm dünya karşımda olmasın olur mu ? Harabe bir evde, Pinokyo olarak yaşamıyorum artık. Değiştirdim hayatımı ben, pes ettim. Verdiğim tüm sözleri yutup, hayallerimin tümünü suya attım. Yanınızda durmak için yeniden doğdum, görün. Her şeyimi maziye gömüp, enkazda bırakıverdim. Beni göğsümün ortasından duygusuz sözlerinizle vurmayın artık. Uzatın ellerinizi. Yalnız bırakmayın beni titreyerek yattığım yatağımda. Gitmekten korktuğum hastanelerde, beni bir başıma bırakmayın neolur. Bir başıma ölmeme izin vermeyin. Ben, sizin ayıpladığınız bu uzun yoldan geri döndüm. Gücüm yetmedi anlatmaya. Sizinle savaşıp, her seferinde haksız çıkmaya mecalim kalmadı benim. İnanın artık, sizin istediğin gibi biriyim. Uyandım bu kâbustan. Ucuz rüyalarımdan vazgeçiyorum. Bu dik yokuşu tırmanamam ama yalnızken. Ellerim üşür. Sırtımdan çekin artık bıçaklarınızı. Kanattığınız yaramı durdurun. Geceme gün olun. Yolumu, gösterdiğiniz pusulayla, sizin haritanızla, hata yapmadan, kusurlar olmadan seçicem. Ama artık yanımda durun olur mu? Yetmişüç yaşında hırkası olmayan, üşüyen bir adam olmasam olur mu? Ben aşığım size ama, devrilmesin duvarlar üzerime, kandan korkarım zaten ben, yüreğimde bi şarapnelle yaşayamam ki. Gök yerinde dursun, yıldızlar tepede, gemiler limanlarında çok güzel zaten.
Samet, bir kelebek larvasıydı. Ona tanıdığınız zamanda kanatlanamadı. İyi biri değildi sizin gözünüzde. Alkolik, takıntılı, duyguları olan biriydi. Aslında koşarak kaçtığı kişi siz değil, kendisiydi. Bu yüzden tanımak mümkün değildi onu. Kendisini bilmeyen biriyle devam edemezdim hayata. Şimdi ben inanmak istiyorum size ama kandırılmak, aptal yerine konmak istemiyorum artık. Kendi korkularım ve umutlarım olsun istiyorum. Bi söz hakkım olsun, canımı yakacaksa eğer gerçekler yaksın istiyorum, yalanlar değil. Çok mu şey diliyorum sizden? Bu kez farklı olsa, hem bir ölüm, hem de yeniden doğuş yaşansa. Anka Kuşu misali, küllerimden... Ama toz kalmasa geride. Yaz ve kış aynı insan olsam affeder misiniz beni? İstediğiniz gibi biri, size layık yaşasam, yer verir misiniz bana aranızda? Efe'nin hikâyesi mutlu bitse mesela. Enkazdakileri düşünmese, yolunu kendi seçse. İzin verir misiniz artık bu kaderi yaşamama? Larvamdan çıkıp, bir kelebek misali aranızda uçmama? İzin verir misiniz artık gösterdiğiniz yolda ölmeme?
Yorumlar
Yorum Gönder
Aramızda kalsın ama...