Ana içeriğe atla

KAKTÜS ADAM



"Bak bu yara annemden,
İşte bu babamdan,
Buradaki amcamdan, Oğulcan'dan, doğmamış Efe'den,
Bu otobüsteki yabancı adamdan,
Sol kolumdaki geceden,
Sağdaki yangından,
Şuramdaki en yakın dostumdan,
Buysa bir çift yosun yeşili gözden kalma yara izi.
Haaaa, şu en derin ve taze olan mı? Onu ben açtım fark etmeden.
En çokta o acıtıyor canımı, en çok o kanıyor.
Aslında bu yara bandından tam 133 tane var üzerimde.
İyileşiyor hepsi.
Ama geçmiyor."

Uzun, genişçe bir otoyoldayım. Dilimde en sevdiğim şarkı.
Refüjün üzerinde yürüyorum sallanarak. Düşersem öldürürler.
Dağda koca ufak domuz ailesi kahkahalar atıyor kırmızı dilleriyle.
Küfre düşmüşler, ne kadar da acı gülüşmeler!

Güneş doğuyor mu, batıyor mu anlamıyorum.
Evde sardığım sarmalar var, hiç yiyemedim.
Bir türlü vazgeçemiyorum çünkü şu fazla tuzdan.
Midem deliniyor, kemiklerim sayılıyor artık, eksik 9 kilom var.

Taşların üzerinde peruk takmış bir adam.
Her yanı dikenli. Kime sarılsa canını yakıyor.
Omzunda bir atkı var, aylardansa Haziran (!)
Zıplarsa, uzanır yıldızlara. Susarsa, içer Akdenizi. Heybetli biri.

Bir araba kediyi eziyor, kan akıyor her yanda.
Can çekişiyor aslında, henüz ölmedi.
Sarılıyor O'na Kaktüs adam, evine götürüyor.
Buzdan bir ev bu, bahçesi begonvil kokuyor.

Eritiyor güneş evini. Güneşi evine sokan kim senin?
Ufak bir incir var çocuksu ellerinde.
Gözleri görmüyor, kocaman bir yangın çıkmış evinde.
Gömleğinde kan lekesi. Dilinde kimsenin bilmediği aşk şiirleri.

Ah Yusuf'çuk, kimse kurtarmayacak seni o kuyudan.
Kanatlarında sigara izmaritleri, uçmana bile izin vermeyecekler senin. 
Martıların kahkahalarını duyacaksın ama eskisi gibi değil.
Ah Yusuf'çuk, bilerek yaraladın aslında dizlerini.

Ay yorulmadı mı sanıyorsun dönüp durmaktan.
Bir gün bahar gelecek, yaz dönmeyecek geri.
Tutunamayan bir söz vardı, yazda gelirim diye.
Yine yaz gitti, bahar geldi geri.

Göğsünün ortasına köz oturduğunda yine konuşalım.
Şimdi eğlen. Senin mektubun gömleğimin cebinde kalsın.
Git, bir şiir ezberlediğinde gel.
Muhakkak bir gün anarsın.
Kalbini harabe etsinler, parçalan da gel.
Yaran, yarama denk olduğunda ararsın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İHANET

        Bodrumun en işlek sokaklarında kendi halimde yürüyorum. Her zaman uğradığım tekelden bir bira alıp yoluma devam ediyorum. Barlar sokağının denize açılan dar caddelerinde, sahil kenarında, sıcacık kumların üzerinde bir yer bulup oturuyorum. Dalgaların kumsala vuruşunu izliyorum. Elimde içkimi yudumluyorum. Huzurluyum.     Yanıma biri geliyor, Geceden doğmuş belli. Her yanında acı var, gözlerinden okunuyor. Oturuyor sessizce. Kendini anlatmaya başlıyor. Bana acı vereceğini farkındayım ama kabul ediyorum.  Korkuyorum .      Gökteki sayısız yıldız içinden bir tanesini seçip bu bizim diyor. Yavaşça heyecandan terleyen ellerimi tutuyor. Sokakta bulduğu kırık bi gülü bana getiriyor. Gözlerinden uyku akıyor gecenin ama gitmiyor. Benimle kalıyor. Ben denize, Gece bana bakıyor. Anlayamıyorum .     Bir kulübe gidiyoruz. Kulüp tıklım tıklım. Arkadaşlarıyla dans ediyor. Gözlerimi ayıramıyorum Geceden.  Arkadaş...

SESSİZ BİR REDDEDİŞ/ÖFKE

''Dile kolay seni unuttum demek. Dile kolay gelir, yüreğime zor. Kolay ama gülü kuruttum demek, Kuru gülün kokusunu bana sor. Gönül defterinde saklasam olmaz. Dönüp dönüp her gün bakmasam olmaz, Yüreğim elvermez, koklasam olmaz. Kuru gülün kokusunu bana sor. ''      Sağ arka cebimde biriktirdiğim umut tanelerini kontrol etmek isterken, cebimin delindiğini fark ediyorum.  Yine elimi yüzüme bulaştırıyorum. Gecenin üçünde ormanlık bir yolda, arabanın farlarını kapatıp hızla yol alıyorum. Camları indirip, buz gibi havada cayır cayır yanıyorum. Zifiri karanlıkta önümü görmeden ilerleyip, cesaretin ve korkunun tadını dibine kadar alıyorum. Hiçbir şeyin yolunda gitmeyişine, her şeyin mahvolup düzelmeyişine bir kadeh daha. Bir viski şişesi daha kırıyorum. Bu kez ruhani acıyı fiziksele dönüştüremiyorum. Biraz kafa dağıtmalıyım bu gece. Sevdiklerime öfke kusarken, yalnız kaldığımda melankolik şarkılarla kahkahalar atıp, dans ediyorum. Delirmedim henüz, olmak istemediğim yerdey...

YOSUN YEŞİLİ

“ Yosun yeşili gözlerin inadına,  Toprakta tohum gibi saklayacağım seni sevdiğimi. Kimseler bilmeyecek. İlk kadehten son kadehe çıktığım yolculukta b enimle olduğunu, Kadehler boşaldıkça gözlerimin dolduğunu, Kimseler görmeyecek. Kış eksi yirmilerde aşkınla yandığımı, Anılar diye diye hep seni andığımı, Kimseler duymayacak. Bir gün, yalnız sen duyacaksın. Sana bile söylenmemiş, senin için saklanmış sevda sözlerini. Bir gün, yalnız sen duyacaksın bir gülün kokusunda sevdamı. Sen göreceksin, Sen bileceksin, Hissedeceksin. Bir gün yolun sonunda, saatler durduğunda. ”      Günün birinde sağ elimin, serçe parmağının dışa bakan kısmında ufak bir leke çıktı. Başta benim için hayli önemsizdi. Umursamadım, geçer diye düşünmüştüm her zamanki gibi. 'Hallederim' diyip henüz halledemediğim düşüncelerimin bulunduğu rafa koydum daha fazla düşünmemek için. Ancak leke zamanla büyümeye başladı. Önce elimi, sonra dirseğimi ve ardından sağ kolumun tamamını kaplamıştı. Sanki anestezi yap...

DESTİNA

"Kuş uçtukça genişliyor gökyüzü" demişti Rilke. Belki hayat da yaşadıkça. Böyle şeyler düşün. Delirme. Kimse duymaz çünkü bu gürültüde. Pelerinli bir gladyatör çizdim önümdeki boş kağıt parçasına, Gülden yapılmış bir de kılıç verdim ona. Harbe çıkıyor, yıkıyor mavi duvarlı evleri. Asıp biçiyor ama kesemiyor kırmızı gülleri. Sürekli öldürüyor birilerini. Resmediyor ölümü sanki. Öldürdükçe, pastel kokuyor evimin içi. Ah şu kurdukları kafasında, Vasiyetim say Destina. Beyazlar giydirtecek günün birinde bana. Ahşap kutu içinde taşısın beni sevmediklerim. İnadına, durmadan tepineceğim omuzlarında. Suyla yazılmış şiirler okuyacağım onlara, kulaklarında çınlasın. Rüyalarına gireceğim, ödleri patlasın. Hemdem gelirse eğer, hepsine bol şerbetli tulumba! Haa, Yosun'da gelirse şayet, "Defol!" deyin ona. Vasiyetim say Destina. Katiller giremesin bu kutlamaya. Diktiğim incir ağacına siyah eşarplar bağladım. Dallarını kırdım, kökünü kazıdım uyuz bir köpek gibi. Aç kaldı kuşla...

YEDİ KİŞİLİK ENKAZ: TANIŞMA GÜNÜ

Bu Enkazın altında bi yerlerde kendini bulabilirsin. İçinde attığın çığlıkları dile getiremediğin için üzgünüm.  Korkma, ben yanındayım. - MEDUSA -    Henüz çok gencim ama bir çok insanın yaşamaktan korktuğu çoğu şeyi yaşadım. Evli birine aşık oldum mesela.  Bunu öğrendiğimde intikam ve içimdeki nefreti kusmak için çok çabaladım. Karşımda ağlarken duygusuzca onu izledim, hatta aldattım. Bana yaşattığı acıyı yaşatmaya çalıştım. Affedemedim. Yalnız kaldım. Hiç sevmediği karısından onu uzaklaştırdım. Ailesine mâl oldu ama benimle olmayı kabul etti. Bana inandı ve dayandı. O tam bir savaşçı. Elimden tuttu. Utandığım zamanlar oldu ama asla pişmanlık yaşamadım. Başlangıçta kin beslediğim adama zamanla aşık oldum. Bilmiyorum, belki de onunla olmanın imkansızlığı cezbetti beni. Onun canını yakmak isterken her gün biraz daha yaklaştım. Merhameti dışında sevilir bir yanı yoktu aslında bu adamın. Kumarbaz, alkolik, yalancı herifin tekiydi fikrimce. Onunla olmanın bana acıdan ba...