''Seni yalnız ben tanırım demedim mi? Bir gün kızsan bana, alsan başını, yüzbin yıllık yere gitsen, dönüp kavuşacağın yer Ben'im demedim mi? Demedim mi şu görünene razı olma, demedim mi sana yaraşır otağı kuran Ben'im asıl, onu süsleyen, bezeyen Ben'im demedim mi?
Ben Ankara'yım demedim mi sana?''
Ayyaştır o, elinden rakısı düşmez Beyefendi.
Her şiirde mâna arar lüzumsuzca.
Her şiir, okunmaya layık mıdır Beyefendi?
Nebi mi zanneder kendini bu, elindeki asa nedendir?
Yılan olur, zehrini salar, delemez denizleri Beyefendi.
Çarmıhın başında dikilir ama tam bir korkaktır.
Ellerinde kendi çivisini taşır, cesurdur Beyefendi.
''Sevdim, oğlum seni'' der durur, bilmece sanki.
Birle iki, Yosun Bakışlı Sevgili.
Sabahlara kadar güneşi bekler, ay batmaz geceden.
Bitmeyen gece olur mu hiç Beyefendi?
Meftun sanır kendini, harabe hanesi.
Camı, penceresi olan her yer ev değildir Beyefendi.
Yıldızları sayar balkonunda, neye dilek tutar bilinmez.
Kayan yıldızların sahibi olur mu Beyefendi?
Nedir bu telaş, bu yağmurda nerelere gider?
Saklanan bir şeyi arar durur Beyefendi.
Şemsiyesini çalmış, sıska, çelimsiz bir hırsız.
İnsan, hırsızına aşık olur mu Beyefendi?
Aradığı hazine, başka bir evrende bilinir.
Hazine dediği, Lavinia'dır Beyefendi.
Kollarındaki izler tıpkı bir son gibi.
Her son bir başlangıç değil midir Beyefendi?
Hiç lalezar görmemiş şu kısacık uzun ömründe,
Ömür dediğin tek soluktur Beyefendi.
Ya inanmaz , ya da arar her yerde iki gözüyle.
Hissedilmeyene sevda denir mi Beyefendi?
Bir elinde tonlarca kitap, diğerinde cigarası,
Yüzme bilmez, deniz yoksa durmaz Beyefendi.
Öyküler yazar Cemal gibi, Yahya gibi, Arif gibi.
Denize aşık biri, Ankara'yı sever mi Beyefendi?
Yalan söyleyenler, asla inanmazlar doğruya nedense.
Merhem olmaya beşerin gücüde yetmezmiş Beyefendi.
Ağaç diken O adam, Yosun'unu alevleyebilirmiş gece vakti.
Ufak bir yangın, maziyi kül eder mi Beyefendi?

Yorumlar
Yorum Gönder
Aramızda kalsın ama...