Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SESSİZ BİR REDDEDİŞ/ÖFKE

''Dile kolay seni unuttum demek. Dile kolay gelir, yüreğime zor. Kolay ama gülü kuruttum demek, Kuru gülün kokusunu bana sor. Gönül defterinde saklasam olmaz. Dönüp dönüp her gün bakmasam olmaz, Yüreğim elvermez, koklasam olmaz. Kuru gülün kokusunu bana sor. ''      Sağ arka cebimde biriktirdiğim umut tanelerini kontrol etmek isterken, cebimin delindiğini fark ediyorum.  Yine elimi yüzüme bulaştırıyorum. Gecenin üçünde ormanlık bir yolda, arabanın farlarını kapatıp hızla yol alıyorum. Camları indirip, buz gibi havada cayır cayır yanıyorum. Zifiri karanlıkta önümü görmeden ilerleyip, cesaretin ve korkunun tadını dibine kadar alıyorum. Hiçbir şeyin yolunda gitmeyişine, her şeyin mahvolup düzelmeyişine bir kadeh daha. Bir viski şişesi daha kırıyorum. Bu kez ruhani acıyı fiziksele dönüştüremiyorum. Biraz kafa dağıtmalıyım bu gece. Sevdiklerime öfke kusarken, yalnız kaldığımda melankolik şarkılarla kahkahalar atıp, dans ediyorum. Delirmedim henüz, olmak istemediğim yerdey...

ZEYD DER Kİ II

''Dolarsa gözlerin bir gün sevinçten ya da hüzünden, Maskeni çıkar yüzünden. Dünyanı, dünyalara kapamaya çalışma. Dur deme göz yaşına, bekleme boşuna. Gözyaşı durmaz, durmaz akar gider doğduğu yere.'' Vivere in diem     Canı ne zaman sıkılsa, eline aldığı bir kurşun kalem bir de çizgisiz defteriyle bir şeyler karalardı. O karaladıkça, içi beyazlardı. Daha yirmilerinde, gülmesi gereken yaşlarda, ölümü düşünürdü. İnsanlar onun duygularını öldürdüğünü zannederken O, Aşkın bile dibini sıyıranlardandı. Çünkü O, artık Aşkın her şeyi affedeceğini değil, her şeyi fethedebileceğini öğrenmişti...     '' Hayatımdan çalınanlardan, koparılıp alınanlardan geriye ne kaldıysa, onlarda şimdi sonbaharın estirdiği küçük bir meltemin kanatlarında uzaklara bir daha geri dönmemek üzere gidiyorlar.        Yüzlerinde acının bıraktığı burukluk, huzura kavuşmanın verdiği tebessüm. Hayallerimin eceli koca bir fırtına ya da büyük zelzelelerden olacağını düşünürdüm hep. Öyle ...

İCAZ: İSTANBUL BEYEFENDİSİ

'' Bu yaşa geldim, içimde bir çocuk hâlâ  Sevgiler bekliyor sürekli senden.  İnsanın bir yanı nedense hep eksik,  Ve o eksiği tamamlayayım derken,  Var olan aşınıyor azar azar zamanla.  Anamın bıraktığı yerden sarıl bana.  Anılarım kar topluyor inceden,  Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.  Ama yine de unutuş değil bu,  Sızlatıyor sensizliği tersine.  Senin kim olduğunu bile bilmezken.  Sevgiden caydığım yerde darıl bana.''      Saat 07:13. Dar bir caddede, taştan yapılmış bir zeminin desenlerini ezberlerken sokak lambalarının neden İstanbul'da bu kadar erken söndüğünü düşünüyorum. Geceki gürültü öylesine sessizleşmişti ki, kuş uçsa kanadının sesini duyabiliyorum ama ortada anlamsız bir kargaşa da var sanki. Sessiz bir kalabalık bir yerlere yetişmeye çalışıyormuş, trafik yine kitlenmiş, öfkeli insanların küfürlü sözleri, ambulansların siren sesleri yankılanıyor gibi hissediyorum. Halbuki Beyoğlu'nun kimsesi...