“ Yosun yeşili gözlerin inadına, Toprakta tohum gibi saklayacağım seni sevdiğimi. Kimseler bilmeyecek. İlk kadehten son kadehe çıktığım yolculukta b enimle olduğunu, Kadehler boşaldıkça gözlerimin dolduğunu, Kimseler görmeyecek. Kış eksi yirmilerde aşkınla yandığımı, Anılar diye diye hep seni andığımı, Kimseler duymayacak. Bir gün, yalnız sen duyacaksın. Sana bile söylenmemiş, senin için saklanmış sevda sözlerini. Bir gün, yalnız sen duyacaksın bir gülün kokusunda sevdamı. Sen göreceksin, Sen bileceksin, Hissedeceksin. Bir gün yolun sonunda, saatler durduğunda. ” Günün birinde sağ elimin, serçe parmağının dışa bakan kısmında ufak bir leke çıktı. Başta benim için hayli önemsizdi. Umursamadım, geçer diye düşünmüştüm her zamanki gibi. 'Hallederim' diyip henüz halledemediğim düşüncelerimin bulunduğu rafa koydum daha fazla düşünmemek için. Ancak leke zamanla büyümeye başladı. Önce elimi, sonra dirseğimi ve ardından sağ kolumun tamamını kaplamıştı. Sanki anestezi yap...
"Tam pes etmek üzere olduğum bir gecede, kafamda verdiğim savaşı zor da olsa kazandım." Bazen, bi zeplinin üzerinde uçuyor gibi hissediyorum kendimi. Rüzgar okşuyor saçlarımı, açıyorum ellerimi. Gökte dans eden yıldızlar, yerde yılan avlayan kuşlar görüyorum. Çakılıp duruyorum sert zemine. İnanamıyorum her seferinde yanlış olanı seçtiğime. Aslında, hiç zor değil aslında. Yorgun değilim. Mübalağ yaptığım benim. Tıpkı bir matematik problemi gibi. X ve Y gibi. Yırtık gömleğiyle, Lavanta kokan Yusuf gibi. İnsan, bulabilirdi aslında. Unutup, aldatmasaydı denklemini. Bi balonumun ismi Sevgi mesela. Ya da öf ke, nefret, aşk bir diğeri. Zavallı duygular yüzünden, Her seferinde uçurumun eşiğinde buluyorum kendimi. Bir sınır çektim şimdi evimin gül kokan bahçesine. Kusurun bu olduğunu fark ettiğimden beri. Elimde bir şamdan, kafamda piyano senfonisi. Tanımadığım bir şehirdeyim, adı Batumi. Bak, bir kitaptan alıntı yapıcam şimdi. Gözlerimi açtım ve yükselttim sesimi. Yazarı kim ...