"Tam pes etmek üzere olduğum bir gecede, kafamda verdiğim savaşı zor da olsa kazandım."
Bazen, bi zeplinin üzerinde uçuyor gibi hissediyorum kendimi.
Rüzgar okşuyor saçlarımı, açıyorum ellerimi.
Gökte dans eden yıldızlar, yerde yılan avlayan kuşlar görüyorum.
Çakılıp duruyorum sert zemine.
İnanamıyorum her seferinde yanlış olanı seçtiğime.
Aslında, hiç zor değil aslında.
Yorgun değilim.
Mübalağ yaptığım benim.
Tıpkı bir matematik problemi gibi.
X ve Y gibi.
Yırtık gömleğiyle, Lavanta kokan Yusuf gibi.
İnsan, bulabilirdi aslında.
Unutup, aldatmasaydı denklemini.
Bi balonumun ismi Sevgi mesela.
Ya da öfke, nefret, aşk bir diğeri.
Zavallı duygular yüzünden,
Zavallı duygular yüzünden,
Her seferinde uçurumun eşiğinde buluyorum kendimi.
Bir sınır çektim şimdi evimin gül kokan bahçesine.
Kusurun bu olduğunu fark ettiğimden beri.
Kusurun bu olduğunu fark ettiğimden beri.
Elimde bir şamdan, kafamda piyano senfonisi.
Tanımadığım bir şehirdeyim, adı Batumi.
Bak, bir kitaptan alıntı yapıcam şimdi.
Gözlerimi açtım ve yükselttim sesimi.
Yazarı kim bunun? Okuyanı kim bunun!
"Yüzümü, göğe çevirip durduğumu görmez misin?
Hükmün ne zaman vurur arş masasına?
Gözlerinin önünde duruyor muyum hala?"
Aslında, anladım aslında.
Yaşım 27 olduğunda.
Büyüdüğümü anladım, cehennemin ortasında.
Dediler ki bana; "Görürler diye ağlama!"
Ağlayacaksın diye saklanma!
Oysa ben her ağladığımda, toprak ıslanırdı.
Başının ucuna diktikleri mermer parçasına,
Her dokunuşumda ısınırdı.
Islanır ve ısınırdı mezar taşı.
Şimdi, çizdiğin o kara leke bile varken alnımda,
Oldu olacak, Züleyha 'da çıksın karşıma.
Yusuf'un gömleğini giydim.
Beyaz ve yırtılmadı arkası da.
7 kapıyı da ben kapattım.
Onlara Yosun'u anlattım.
Bir de Lavanta tuttum avuçlarımda.
Yeniden doğardım oysa,
Öldüğümü sandıklarında.
Alıntılar:
B 255/144
B 255/144

Yorumlar
Yorum Gönder
Aramızda kalsın ama...