"Kuş uçtukça genişliyor gökyüzü"
demişti Rilke.
Belki hayat da yaşadıkça.
Böyle şeyler düşün.
Delirme.
Kimse duymaz çünkü bu gürültüde.
Pelerinli bir gladyatör çizdim önümdeki boş kağıt parçasına,
Gülden yapılmış bir de kılıç verdim ona.
Harbe çıkıyor, yıkıyor mavi duvarlı evleri.
Harbe çıkıyor, yıkıyor mavi duvarlı evleri.
Asıp biçiyor ama kesemiyor kırmızı gülleri.
Sürekli öldürüyor birilerini.
Resmediyor ölümü sanki.
Öldürdükçe, pastel kokuyor evimin içi.
Ah şu kurdukları kafasında,
Resmediyor ölümü sanki.
Öldürdükçe, pastel kokuyor evimin içi.
Ah şu kurdukları kafasında,
Vasiyetim say Destina.
Beyazlar giydirtecek günün birinde bana.
Ahşap kutu içinde taşısın beni sevmediklerim.
İnadına, durmadan tepineceğim omuzlarında.
Suyla yazılmış şiirler okuyacağım onlara, kulaklarında çınlasın.
İnadına, durmadan tepineceğim omuzlarında.
Suyla yazılmış şiirler okuyacağım onlara, kulaklarında çınlasın.
Rüyalarına gireceğim, ödleri patlasın.
Hemdem gelirse eğer, hepsine bol şerbetli tulumba!
Hemdem gelirse eğer, hepsine bol şerbetli tulumba!
Haa, Yosun'da gelirse şayet, "Defol!" deyin ona.
Vasiyetim say Destina.
Katiller giremesin bu kutlamaya.
Diktiğim incir ağacına siyah eşarplar bağladım.
Katiller giremesin bu kutlamaya.
Diktiğim incir ağacına siyah eşarplar bağladım.
Dallarını kırdım, kökünü kazıdım uyuz bir köpek gibi.
Aç kaldı kuşlarım, yine vermedi bu sene.
Dibine oturdum, ağladım sadece.
Hamak yapıp sallanacaktım, arkasında saklanacaktım bir de.
Bulamayacaktı beni kimse. Annem ve hatta Tanrı bile.
Vasiyetim say Destina,
İncirler, çiçek açacak gün ağardığında.
Avcumla ateşböceği yakalardım bir Karadeniz kasabasında.
Kasırganın ortasında yuvarlanırdım.
Dans ediyor derdi,
Bir başkası olsa.
Karanfil kokan bir kaktüsüm vardı cam kenarında.
Bir tütsü gibi tıpkı, hâla kokusu burnumda.
Begonville karıştırırdı belki,
Bir başkası olsa.
Yaşamdan bahsedilirdi hep o yaşlı bankta.
Bense dökülürdüm her cümlede harfler gibi.
Fırtınalar kopardı kafamın yeşil bahçesinde.
Sarhoş derdi,
Bir başkası olsa.
Bi trene binip gidebilsem Akyaka'ya.
Miladım olurdu belki,
Yaşamı hissederim damarlarımda.
Böyle yaşam mı olur derdi,
Bir başkası olsa.
Maviye, kırmızıya, yeşile savaş açmış bir ülke burası.
Bir hamağım bile yok. Üstelik, incirlerde açmaz çiçek.
Deniz manzaralı evim var ama,
Bir tablo bile asamadım beyaz duvarlarıma.
Bu senin yazdığın yazgı değil mi Destina?
Savaşmam artık, bu bahsi kapa.
Bunca laf, söz, şiir fuzuli söylendi aslında.
Yazan sen, karalayan sen.
Okuyan kim? Yaşayan kim Destina?

Bir gün, incirler çiçek açacak sevgili yazar. Dilediğin ne varsa gerçekleşecek inan. Ben yanında olamayabilirim yine belki. Ya da yosunlar boy göstermeyebilir. Hemdemlerin karışında oturabilir. Ama, hep ırak yakınında olup nasıl olacağını bileceğim, söz veriyorum. Göz yaşının damlası düştüğünde yere, ben sırtına kolumu atıp sana sarılacağım. Adını, ölmüş çocuğundan alan Efe, yemin ederim hep yanında olacağım. Ve inan ki, Prensi sevenler muhakkak bir gün karşılaşacaklar. Belki Akyaka'da, belki Şirince'de, belki de her yere elinde götürdüğün kolyeni bulduğun o Kadıköy'de..
YanıtlaSil